Your address will show here +12 34 56 78
blog

Kanser Görülme Riski Nedir?

Dünyada yaklaşık her sekiz kadından birine (%11) hayatı boyunca meme kanseri, her 50 kadından birine yumurtalık kanseri (%1.4) tanısı konulmaktadır. Her iki kanser türü de erken evrede tespit edildiğinde tedavi şansı çok yüksektir. Meme kanserinde erken tanı tedavi başarısını %98′ e kadar çıkarmaktadır. Tüm kadınların 20 yaşından itibaren düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapmaları ve 40 yaşından itibaren kanser taramalarını düzenli olarak yaptırmaları gerekmektedir.Ailesel riskleri ve kalıtsal yatkınlıkları bulunan kadınlarda taramalar 25 yaşlarından itibaren başlamalıdır. Ülkemizde meme kanserlerinin %40′ ı 50 yaşın altındadır. Kanserlerin önemli bir kısmı çok ilerlemiş evrede (Evre III ya da IV) tanı almaktadır, bu da başarılı tedavi şansını oldukça düşürmektedir.

Genetik Mutasyonlar Riski Arttırır Mı?

Kadın ve erkeklerde görülen kanserlerin %10-15′ i kalıtsal genetik değişikliklere bağlıdır. Genetik nedenlerle meme kanserinin görüldüğü ailelerde benzer şekilde yumurtalık, prostat, kalınbağırsak kanserlerinde de artış görülebilir. Genetik yatkınlık taşıyan kadınlar mamograf taramalarından kaynaklanan radyasyona karşı daha hassastır, dolayısıyla yapılacak tetkiklerin bu bilgi ışığında düzenlenmesi gereklidir. BRCA1 mutasyonu bulunması, 80 yaşına kadar bir kadının meme kanseri olma riskini %87’ye, yumurtalık kanseri olma riskini %54’e kadar kadar arttırabilir.

Kalıtsal Yatkınlık

Her insanda, yaşlanmayla beraber vücutta biriken mutasyonlar, kanser riskini arttırır. Bu durum, özellikle kalıtsal yatkınlığı olan kişilerde 80’ li yaşlara  kadar kanser eğilimini önemli oranda arttırmaktadır. Kalıtsal yatkınlığın varlığı rahim, prostat, pankreas, mide gibi organlarda kanser görülme riskini önemli ölçüde arttırmaktadır. Kalıtsal yatkınlığı olan kişilerde kanser daha erken yaşlarda görülür, ayrıca çift taraflı veya birden fazla kanser türü ortaya çıkabilir.

Klinik Faydaları Nelerdir?

Kansere yatkınlık genlerinin taşındığı ailelerde birden fazla bireyde aynı veya farklı kanser türü ortaya çıkabilir. Kansere yatkınlık geni taşıyıcısı olduğu belirlenen hastalarda kanser oluşumunu önleyici tıbbi tedbirlerin alınmasını sağlar, İlgili kanser risklerine yönelik düzenli takip ve erken müdahale imkanı verir, Ailede bulunan yatkınlık genlerini taşımadığı belirlenen bireyler, gereksiz takip ve müdahalelerden korunur, Yatkınlık genlerine göre kişiye özgü tedaviler planlanabilir.

Testler Şu Kişiler İçin Uygundur

  • 50 yaşından önce meme kanseri tanısı alan hastalar
  • Herhangi bir yaşta yumurtalık kanseri olan hastalar
  • Birden fazla meme veya yumurtalık kanseri gelişen hastalar
  • Kalıtsal kanser sendromu(*) öyküsü olan hastalar
  • Kalıtsal kanser riskleri yüksek bölgelerden gelen kişiler
  • Ailede genetik olabileceği düşünülen meme, yumurtalık, pankreas, kalınbağırsak kanseri olan hastalar
  • Erkeklerde meme kanseri
Bunlara ek olarak: Ailesinde kalıtsal kanser hastalığı bulunduğu bilinen ve kendi genetik risklerini öğrenmek isteyen sağlıklı bireyler  

Ayrıntılı bilgi için bize ulaşınız.
0

blog

Meme Kanseri Nedir?

Meme kanseri, hücrelerin kontrolsüz ve anormal bir şekilde meme içerisinde büyümesiyle oluşur. Bazen süt kanalları ya da süt üretim keselerine geçen hücrelerin çoğalma mekanizmaları bozularak tümörleri meydana getiren hücrelere dönüşerek yakındaki meme dokularına geçebilirler. Hatta bazı hastalarda koltuk altı lenf nodüllerine geçen kanser hücreleri oradan da vücudun diğer organlarına yayılabilir.

meme kanseri nedir

 

Meme kanserine meme hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar yol açar. Bu mutasyonlar bu hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmalarına neden olur. Bu mutasyonlar yaşlanma ve hayat koşulları nedeniyle ortaya çıkabildiği gibi, kalıtımsal olarak kişiye aktarılmış da olabilir.

 

Meme Kanseri ile ilgili bazı istatistikler (Amerika’ya ait):

  • Her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseri olabilir
  • Her 1000 erkekten 1’i meme kanseri olma riskine sahiptir
  • Meme kanseri olanların %85’inde aile öyküsüne sahip değildir
  • Meme kanserlerinin %5-10’u ebeveynlerden aktarılan genetik mutasyonlar sonucu oluşur

 

Meme kanseri, bir hastalıktan daha fazlasıdır.  Tümörler içerisinde birçok genetik farklılıklar mevcuttur.  Eğer meme kanseri olduğunuz belirlenmişse, kapsamlı tanı testlerine bir an önce başlamak oldukça önemlidir. Çünkü sizdeki tümörün benzersiz biyolojisini tanımlamak tedavinizin seyrini belirlemek açısından oldukça önemlidir.

Kaynak: http://www.mybreastcancercoach.org/en-US/Breast-Cancer-101/Overview.aspx

 

Bir sonraki yazımızda Meme Kanseri Türleri hakkında bilgi vereceğiz.

 

0

blog

Türkiye’de her gün en az 450 kişiye kanser teşhisi konulmaktadır. Kadınlarda en çok görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri her 4 yeni teşhisten 1’inde görülmektedir.



Meme kanserine hangi etmenlerin neden olduğu tam olarak bilinmemekle beraber, genetik yatkınlığın kanser riskini arttırdığı görülmüştür.

Meme kanserinin anlaşılması konusunda en bilinen yöntem kendi kendine kontrol olmasına rağmen, meme içindeki kitlenin en az 1 cm büyüklüğüne ulaşması durumunda kadının kendisi kitleyi fark edebilmektedir. Kanserli kitleler diğer dokuya oranla daha sert, pürüzlü yüzeyli, düzensiz bir kenara sahip olup meme dokusunda rahatça hareket etmemektedir. Bazı belirtiler fark edilebilirken bazı durumlarda mamografi teşhis için önemlidir. Genel belirtiler:
• Memede şişlik
• Memebaşında şekilsel bozukluk ve akıntı
• Memede şekil bozukluğu


0

blog

Hamilelikte Depresyon

Hamilelik hem vücudunuzda hem de ruhsal değişimler yaşamanıza sebep olacaktır. Bu değişimler ilk başta depresyon olarak tanımlamasanız da etkileri bakımından bu ismi almaktadır. İlk olarak daha fazla uyumaya başlarsınız. Bedeninizin gün geçtikçe daha fazla yorulması ruhsal açıdan da sizi tüketen bir hal alacaktır. Aynı zamanda bebeğin gelişimi esnasından normale kıyasla çok daha fazla yemek yemeye başlarsınız ve kilo alırsınız. Görüntünüz sizi rahatsız etmiyor diye düşünseniz de ne kadar kilo alırsanız hamilelikte depresyon ihtimali bir o kadar artmaktadır. Bebeğin gelişimi esnasında ani yaşanan hormonel değişimler de depresyonu tetiklemektedir. Ancak etkileri sadece bunlarla sınırlandırmamak gerekir çünkü bunlar daha çok depresyonun fiziksel belirtileridir.

Hamilelik Depresyonun Psikolojik Nedenleri

Depresyon fiziksel yansımaları olan psikolojik problemlerdir. Bu yüzden hamilelikte depresyon en az ve katlanılabilir seviyede tutulmak isteniyorsa psikolojik nedenler önlenmeye çalışılmalıdır. İlk olarak anne olacağınızı öğrendiğinizde yaşadığınız mutluluk sonrası aklınızı düşünceler kaplayacaktır. Bunlardan ilki artık sadece kendiniz için yaşamadığınız gerçeğidir. Bir anne olarak pek çok sorumluluğa sahip olacak, en zor ve kötü anlarınızda dahi kendinizi değil çocuğunuzu düşüneceksiniz. Bu ruh halinden arınmanız gerekiyor. Elbette çocuğunuzun her zaman yanında olacaksınız; ancak kendiniz her şeyden önemlisiniz. Çünkü siz kötü olursanız çocuğunuz da bundan etkilenecektir. Bir diğer düşünce ise iyi bir anne olup olmayacağınızdan emin olmamanın verdiği huzursuzluk oluyor. Bu konuda da düşünmeniz gereken şey şudur: Annelik bir iç güdüdür ve anne olduğunuz anda çocuğunuz için en yeterli kişi siz olursunuz.

Hamilelik Döneminde Dış Çevre Faktörü

Hamilelikte depresyon dış etkilerden de kaynaklanmaktadır. Yakın aile çevresi, eş dost grubu ve karşılaşacağınız herkesin konu hakkında bir fikri vardır ve herkes farklı şeyler söyler. Hamile olan kişinin kafası bir süre sonra dolmaya başlar ve her şey daha karmaşık, içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu durumlarda dış çevre faktörlerinden kaçınmaya çalışmanızda farda olacaktır. Stres çocuğunuz için kötü bir etkendir aynı zamanda sizi depresyona sevk eder. Sizin fikirlerinizin çocuğunuz için en doğrusu olacağınızı düşünerek stresinizi azaltmalısınız.
0

blog
Gebelik Döneminde İshal Literatürde ishal dışkının günde 3 defadan fazla ve sulu olması olarak bilinir. İshal döneminde dışkının renginde, kokusunda kıvamında da değişiklikler olup, dışkı bazen kanlı da gelebilir. En bilinen ishal nedenleri:
  • Tarihi geçmiş ürünler,
  • Pastörize olmayan süt ve süt ürünleri
  • Yaz aylarında yoğun bakteri kaynağı yumurta ve mayonez
  • Sağlıksız içme suları
  • Yıkanmadan yenilecek meyve ve sebzeler
  • İşlenmiş et ürünleri (salam, sosis, sucuk) ve çiğ etler
Her ishalde vücuttan ciddi su atımı oluşmakta ve ishal süresince de bol su tüketilmelidir. İshallerin önemli kısmı 24 saat süreli olup, bu süre zarfında vücuda zarar veren zararlı etkenin atılması sağlanır. Gebelikte ishal durumunda da kişi normal ishaldeki gibi bol su tüketmeli ve uzun süreli olmadığı durumlarda ilaç tedavisi kullanmak yerine ishallere durdurucu etki yapan patates, pirinç, elma, yoğurt gibi besinler tüketmelidir.

Gebelik Döneminde İshal Bebeğe Zarar Verir mi?

Gebelikte döneminde oluşacak ishallerin büyük bir kısmı bebeğe zarar vermez. İshallerin önemli bir kısmı annenin sindirim kanalıyla halledildiği için bebek çoğu zaman ishalin olumsuz etkileriyle karşılaşmaz. Bazı durumlarda özellikle de kanlı ishal, kolera, tifo, dizanteri sürecinde vücuttan ciddi miktarda sıvı ve elektrolit kaybı yaşanır. Bu durumda ise gebenin yapacağı bireysel müdahaleler işe yaramayacak ve gebeye yapılacak tetkikler sonrası doktor tarafından verilecek tedaviyle durum aşılabilmektedir.

Gebelikte İshal Tedavisinde Antibiyotik Kullanılır Mı?

Özellikle inatçı ishal, kanlı ishallerde gebeye zarar vermeyecek uygun antibiyotik doktor tarafından başlatılabilir. İshale yakalanan gebe doktor onayı olmadan bebeğe zarar verici olabilecek antibiyotik kullanmaktan kaçınmalıdır. Ayrıca serum tedavisi de gebelikte ishal sürecinde vücuttan kaybedilen sıvının, elektrolitin yerine konulması sağlanır. Ayrıca bu süreçte pastörize olmayan süt ve süt ürünlerinden bulaşan listeriosiz olarak bilinen listeria monocytogenes enfeksiyonları gebelikte erken doğuma hatta ölümlere bile yol açabilir. Gebelikte ishal görünürde geçici ve masum olarak görülse de inatçı ve uzun süreli ishaller ve kanlı ishaller tehlikeli boyutlara ulaşabilmektedir. Bundan dolayı ishalin başladığı andan itibaren bol su tüketilmeli ve ishalin uzaması halinde doktora başvurulmalıdır. Tedavi yöntemleri için mutlaka doktorunuz ile görüşün.
0

blog

Gebelikte Grip Konusu ve İlaç Kullanımı

Gebelik döneminde en fazla karşılaşılan sorunlardan birisi grip gibi hastalıklara yakalanılması ve bunun sonrasında tedavi süreci ile ilca kullanılması gibi durumlardır. Bu konularda bilinmesi gereken en önemli husus gebelik döneminin başlanması ile kadının bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesidir. Bu durum aslında oldukça önemli bir konudur. Bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi ile vücut bebek ile mücadeleyi bırakmaktadır. Ancak bu durumda gebelikte grip ve diğer hastalıklar konusunda kadını güçsüz hale getirmektedir. Böylece normalden daha kolay bir şekilde hasta olunması mümkün olunabilmektedir. Bu durumlarda nasıl bir tedavi uygulanacağı, bebeğin bu hastalıktan nasıl etkileneceği ve ilaç kullanımları konusunda kadınların kafası karışabilmektedir.

Gebelikte Yaşanılan Gripte İlaç Kullanılmalı Mı?

Gebelik sürecinde grip gibi hastalıkların başlangıcı halsizlik ve ateş ile başlamakta ve sonrasında boğaz ağrıları ve burun akıntısı ile hapşırma gibi belirtiler ile devam etmektedir. Gebelik süresi içerisinde yakalanılan grip oldukça hızlı bir şekilde ilerleyebilir ve kısa zamanda kadınlar kendini hastalığın içerisinde bulurlar. Bu sebeple gebelikte grip oldukça dikkat edilecek bir konu olmaktadır. Bu süreçte doğal yollar ve bitkiler ile meyvelerin tüketilmesi bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve hastalığın geçirilmesine yardım edebilmektedir. Ancak hastalığın ağır olması durumunda doktor kontrolünde ilaç kullanılması mümkün olabilmektedir. Bazı kişilerin grip gibi hastalıkları oldukça şiddetli geçirmesi durumu nedeni ile ciddi rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Bu durumda doktora danışarak bazı ilaçlar kullanılabilmektedir.

Gebelikte Grip Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Özellikle genel olarak da fazla ilaç kullanmak istemeyen kişilerin uyguladığı yöntemler ile grip hastalığı konusunda bir tedavi uygulanabilmektedir. Bu konuda birçok bitkiden faydalanmak mümkün olabilmektedir. Bunların tüketilmesi ile nezle ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının atlatılması mümkün olabilmektedir. Bu durumda gebelikte grip tedavisi için en uygun yöntemlerden birisi olmaktadır. Gebe kadınların beslenmesine çok özen göstermesi ve zayıf bağışıklık sistemini yeteri kadar güçlendirmesi önemlidir. Bebeğin ihtiyaçları gibi kadınında birçok besin konusunda ihtiyacı bulunmaktadır. Bunların alınması ile grip ve benzeri hastalıklara yakalanmanın önüne geçilmesi yanında meydana gelmesi durumunda tedavi edilmesi de mümkün olabilmektedir. Tedavi yöntemleri için mutlaka doktorunuz ile görüşün.

0

blog

Hamilelikte B12 Vitamini

B12 vitamini özellikle hayvansal dokularda bulunan, birçok metabolizma faaliyetlerinde koenzim görevi yapan bir vitamindir. Doğru sindirim için gerekli olduğu gibi aneminin önlenmesi ve doğurganlığın sağlanması gibi geniş bir yelpazede vücut için gereklidir. Hamilelik öncesinde ihtiyaç duyulduğu gibi hamilelik süresince de çok önemli bir vitamindir. Özellikle bebeğin sinir gelişimi için çok önemli bir etkendir. B12 eksikliği yaşayan annelerin bebeklerinde sinir hastalığı görülme riski 5 kat artmaktadır. B12 eksikliği genel olarak iki nedene bağlı olabilir; yetersiz beslenme diğeri ise mide yüzeyinden B12 emiliminin tam yapılamaması. Eğer hamilelik öncesinde teşhis koyulursa B12 iğnesi ile eksiklik kapatılabilir ve uygun diyet ile sorun ortadan kaldırılabilir. B12 vitamini açısından zengin besinler arasında ciğer, kırmızı et, balık, yumurta, süt, kabuklu deniz canlıları sayılabilir. Bunlardan bir kısmı yüksek kalori içerdiği için kullanımında aşırıya kaçmamak gerekebilir. B12’nin vücuttan emiliminde sorun varsa anne adayının ülser/gastrit tedavisinde kullanılan anti-asitlerden kullanıp kullanmadığı, kullanıyorsa bu ilacın kesilmesi önerilmektedir. Yine bazı antibiyotikler de B12 emilimini olumsuz olarak etkilemektedir. Hamile kadınlarda günlük B12 tüketimi 2.6 mikrogram olarak önerilir. Emziren annelerde bu rakam 2.8 mikrogram civarındadır. Örnek diyet: Günlük B12 ihtiyacının: 100 gram uskumru 3 katını, 100 gram somon 3 katını, 100 gram ton yaklaşık 2 katını, 100 gram lüfer ise %100’ünü, 100 gram pişmiş kuzu ciğeri 13 katını, 100 gram sığır eti %60-100’ünü, 100 gram kuzu pirzola %50’sini, 100 gram beyaz peynir %28’ini, 100 gram yumurta %33’ünü karşılar.
0

blog

Gebelikte Basur

Gebelikte basur toplardamarlarda ortaya çıkan varistir. Genetiğin üzerinde etkili olduğu basur, hamilelik döneminde doğumun da etkisi ile boy gösterebilmektedir. Sadece genetik etki ile ortaya çıkmayan basura bakıldığında basurdan şikâyetçi olan hastaların çoğunda kabızlığın söz konusu olduğu görülmektedir. Kabızlığın etkisi ile toplardamar yastıklarının genişlemesi sonucu basur boy gösterir. Ardından makatın dışarısına doğru sürüklenir ve zamanla sarkar. Farklı derecelerde söz konusu olan iç basura bakıldığında 4 şekilde karşınıza çıktığı söylenebilir. Bunlardan biri kanaması olan basur, ikincisi ise tuvalet esnasında dışarı çıksa da sonrasında müdahalesiz içeri kaçan basurdur. Üçüncüsüne gelindiğinde müdahaleli içeri kaçan basur olduğunu sonuncusunun ise geri gitmeyen basur olduğunu söyleyebiliriz. Dış basurdan bahsetmek gerekirse bunun birden çok olabilen ve kişilere sıkıntılı zamanlar yaşatan basur olduğunu belirtmek gerekir.

Gebelikte Basur Probleminin Yol Açtığı Rahatsızlıklar

Gebelikte basur ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Gebelik öncesi basur söz konusu olsa dahi gebelikte daha çok ön plana çıkacaktır. Basur gebelik sürecinin 6. ayı itibari ile bayanlara huzursuzluk vermektedir. Bayanlar basur olduklarını dışkılama sırasındaki kanama ile fark edebilirler. Ağrı, şişlik ve kitle gibi belirtilerini de ortaya koyan basur kaşıntı şeklinde de problem çıkarabilmektedir. Abse yapmamış basurda ağrı gibi bir durum söz konusu olmaz yani kişiyi zor duruma sokmayacak normal düzeyde bir basur var demektir. Zira abse yapan basur gebelerin tuvalete çıkamaz hale gelmelerine sebebiyet verebilir. Öyle ki bu ağrı gebe bayanların uyumasını dahi güçleştirmektedir. Kanama ile gelen basura bakıldığında ise gebeler için demir eksikliği sorununu ortaya çıkardığı söylenebilir. Bu nedenle gebelikte basur sorunu söz konusu olduğunda muayene olunması şarttır. Hem huzurla uyku uyuyabilmek hem de bebeğiniz için sorun teşkil etmemesi nedeniyle bu durum gözden kaçırılmamalıdır.

Gebelikte Basur Doktor Eşliğinde Tedavi Edilmeli

Gebelikte basur problemine kesin olmasa da geçici çözümler uygulanabilmektedir. Bunlar öncelikle ilaç sonrasında ise fitil, krem, ılık suya oturma ve hap şeklinde olsa da bunlar doktor tavsiyesi dışında tercih edildiğinde bebeğe zarar verebilir. Bu yöntemleri doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

0

blog

Hamilelikte ß-HCG Değeri Nedir?

HCG (Human Chorionic Gonodotropin), plesentada üretilen ve gebeliğin devamı için mutlak gerekli olan hormondur. HCG vücutta; özellikle gebeliğin ilk 3 ayında bebeğin rahim içine tutulması ve yer oluşturması için gerekli hormon olan progesteronun salınımını uyarır. Alfa (α) ve beta (ß) olmak üzere ilk alt grubu vardır. Beta formu yani kısa adıyla ß-HCG gebelikle daha çok ilişkilidir ve gebelik testinin ana unsurudur. ß-HCG testinin kesin bilgi vermesi için adet tarihinin gecikmesinden 7-10 gün sonra yaptırılması önerilir. Normal bir hamilelikte ß-HCG değeri yükselebildiği gibi dış gebelik, mol gebelik (üzüm gebeliği), boş gebelik durumlarında da yüksek çıkabilir.Bu testi yaptırırken açlık veya tokluk durumunuz önemli değildir.

ß-HCG gebelik şüphesi olan kadınlarda kullanılan kan testidir. Hızlı ve güvenilir bir yöntemdir. Bu yöntem ile hamilelikte plazmada yükselen ß-HCG hormon düzeyi araştırılır. Gebelik ihtimali olan kadınlarda plazma ß-HCG düzeyi 5 mIU/ml (miliinterrasyonelunite/ mililitre) ve üzeri olduğunda gebelik varlığından bahsedilebilir. Fakat unutulmamalıdır ki kesin tanı jinekolojik ultrason muayenesi ile gebelik kesesinin izlenmesi ile konur. Gebeliğin başladığı, döllenmeyi takiben 8.günden itibaren kanda yükselmeye başlayan ß-HCG ilerleyen günlerde 2 kat artış gösterir. 10. gebelik haftasına kadar yükselir. Progesteron ihtiyacının azalmasıyla beraber 12-13. gebelik haftasından itibaren düşmeye başlar.

Hamilelikte ß-HCG değeri bize anne karnındaki bebeğin (fetüs) sağlığı hakkında net bir bilgi vermez. Herhangi bir sebeple gebeliğin sonlandığı durumlarda fetüsün varlığından ötürü az da olsa ß-HCG üretimi devam eder. Bu yüzden gebeliğin kanıtlanmasını veya fetüsün sağlığı hakkında bize en net bilgiyi jinekolojik ultrason muayenesi sağlar.

Haftasına Göre Hamilelikte ß-HCG Değeri

Güvenilir bir test olan ß-HCG ile hamileliğinizin kaçıncı haftasında olduğunuzu tespit edebilirsiniz. Aşağıda gösterilen hamilelikte ß-HCG değeri tablosu yaklaşık olarak hesaplanmıştır.

Gebelik Haftası (Son Adet Tarihine Göre)                           ß-HCG Değeri

  1. Hafta     5 – 50 4. Hafta                                                                  5 – 426 5. Hafta                                                                 20 – 7,300 6. Hafta                                                                 1,080 – 56,000 7-12. Hafta                                                            7,650 – 290,000 13-16. Hafta                                                          13,300 – 250,000 17-24. Hafta                                                          4,000 – 165,000
Burada yer alan değerler bilgilendirme amaçlıdır, kendi test sonuçlarnı mutlaka doktorunuz ile değerlendiriniz.
0

PREVIOUS POSTSPage 1 of 3NO NEW POSTS