Your address will show here +12 34 56 78
Uncategorized

Şehir yaşamının kirli havası mevsimin de sebze meyve tüketmemek, sezaryenle doğumlar, sigara tiryakiliği, havasız iç mekanlar ve doğadan uzak bir yaşam biçimi. İnsan vücudu tüm bunlara karşı reaksiyon verebilir ve beraberinde de birtakım alerjik hastalıklar ortaya çıkabilir. Anne adaylarının alerjik hastalıklara karşı çok dikkatli olmaları gerekir, hamilelikte allerji önemli bir konudur.

ALERJİ NEDİR?

Bazı maddelerin normal de zararlı olmadıkları halde bazı kişilerde reaksiyon oluşturması durumuna alerji denir. Madde hangi organı etkiliyor ise o organa ait hastalık bulguları ortaya çıkar. Örneğin; üst solunum etkileniyorsa hapşırma geniz akıntısı gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Akciğer etkileniyorsa hastada öksürük ve hırıltı gibi şikayetler gözlemlenir.

ALERJEN NEDİR?

Alerjiye sebep olan maddelere alerjen denir. İnsanlar çevredeki her maddeye karşı alerji olabilir. Çoğu organik kökenli olan alerjenler; her gün karşılaşılan ve temas edilen, yenilen, içilen maddelerdir. Örneğin; yumurta, süt,fındık,fıstık,halik, midye gibi yiyecekler, bazı içecekler, balon, emzik, bulaşık eldivenleri gibi materyaller, kedi,köpek,tavşan gibi hayvanların tüyleri,takıların materyalleri,küfler, polenler,aspirin,penisilin gibi cankurtaran ilaçlar ve böyle daha milyonlarca madde…

NEDEN OLUR?

Alerjilerin oluşmasın da genetik ve çevresel olmak üzere iki etken vardır. Tüketilen gıdalar, hava kirliliği ve kapalı mekanlarda ki iç ortam kirliliği gibi etkiler alerjilere neden olan çevresel faktörlerdir. Tüm dünya da insanlar hayatlarının bazı dönemlerin de alerjenlerden etkilenir. Kentlerdeki nüfusa bağlı olarak hava kirliliğinin artması sanayi toplumuna geçiş ve günlük yaşam da kullanılan malzemelerin niteliği insanlarda alerjik hastalıkları arttıran faktörlerin başın da gelir. Alerjik hastalıklar ülkelerin gelişmişliğiyle doğru orantılı olarak artış gösterir. Çünkü kapalı ortamlardaki yaşam,çevresel faktör ve kimyasal maddelerin günlük yaşama katılması gibi birçok durum kişilerde alerjik reaksiyonları arttırır.

ALERJEN ÇEŞİTLERİ

EV TOZU AKARLARI

En çok karşılaşılan alerji türüdür. Nezle ve astımın en sık nedeni olan ev tozu akarları, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalan, gözle görülemeyecek kadar küçük canlıların vücut proteinleri ve dışkıları alerjenik özelliklere sahiptir. Akarlara duyarlı kişiler de solunum yoluyla bu maddeler vücuda alınarak alerjik reaksiyonlar ortaya çıkar.

POLENLER

Gözle görülemeyecek kadar küçük olan çiçek polenleri, rüzgarlı havanın etkisiyle çok uzaklara taşınır. Bu polenler hassas kişilerde alerjik nezleye yol açar.

MANTAR VEYA KÜF SPORLARI

Evlerde çeşitli bölgeler de hu alerjenler bulunur. Serin, karanlık, nemli ve havalandırılmayan ortamlar mantar ve küf oluşumuna zemin hazırlar. Ev hayvanlarının sebep olduğu alerjenler:Herkes ev hayvanlarını sever, fakat evlerde beslenen evcil hayvanlar birçok insanın sağlığını olumsuz yön de etkiler. Kedi ve köpeklerin salyaları ve tüyleri ev hayvanlarının sebep olduğu alerjenlere örnek verilir. Ayrıca hamam böcekleri ve diğer böcekler de alerjik hastalıklara neden olur.

LATEKS ALERJİSİ

Lateks bir maddedir ve günlük yaşam da kullanılan birçok maddenin içinde bulunur. Bu maddeler şu şekilde sıralanabilir; bulaşık eldiveni,prezervatif,emzik ve bazı tıbbi malzemeler…

İLAÇLAR

Penisilin gibi ilaçlar da alerjendir.

Gebelikte kilo kontrolü konulu yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

0

Uncategorized

Gebelik Sırasındaki Mide Yanması

Hamilelik sırasında mide yanması ya da mide ekşimesini  sık rastlanan problemlerden biridir. Aslına bakarsak gebelikte oluşan mide ekşimesi yaygın bir yan etkidir. Hamilelik sırasında mide yanması acısı bazen gözyaşlarının akmasına bile neden olabilmektedir. Bu yüzden tartışmasız hamile kadınların en büyük sıkıntılarından biri haline geliyor.

Peki Bu Neden Oluyor?

Gebelik sırasında mide ekşimesi herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir, ancak birinci ve üçüncü trimesterde daha çok fark edebilirsiniz. Fakat Birinci trimester mide ekşimesi, ilk 12 hafta içinde hormonal değişiklikler olarak fazla görülür. Hormonlar yüzünden mide ve yemek borusu arasındaki kapakçık normalden daha fazladır ve mide ekşimesi başlar. Üçüncü trimesterde, bu hormonların kombinasyonunda rahim büyüdükçe ve bebek geliştikçe, mide de dahil olmak üzere karın içinde tüm diğer organlar genişler. Mide ezilmiş gibi hissedilir ve midedeki o asitler yukarı hareket ederek mide ekşimesine neden olur.

Bunu Nasıl Düzeltebilirim?

Yemek zamanlamanızı iyi belirleyin. En azından yatmadan bir kaç saat önce ya da şekerleme yapmadan önce beslenme planınızı iyi ayarlayın. Sizin için yer çekiminin çalışmasına izin verin. Yani eğer dik kalır veya uyku sırasında sabit bir yere dayanırsanız, mide asitlerinin yükselme olasılığı daha düşüktür. Diyet planınıza bir göz atın. Narenciye veya diğer asidik gıdalar açısından yüksek değerli ve size problem teşkil edebilecek gıdalar tüketmeniz mide ekşimesine ve mide yanmasına neden olabilir. Mümkün olduğunca uzak durun ya da en azından bu gıdaları  tüketmeyi çok istiyorsanız aşırıya kaçmadan onları yemeniz tavsiye edilmektedir. Yemeklerinizi yavaş yavaş yiyin. Gün boyunca küçük parçalar halinde az az yemek, sizi daha az rahatsız edecektir. Sıvı tüketiminizi takip edin. Yemekle beraber ya da yemekten önce içmeyi deneyin ve içtiğiniz miktarı kontrol altına alarak bir yere not edin. Bu mide asidinizi dengelemenize de yardımcı olacaktır.Bunun yanında sıvı takviyesine ilave olarak süt veya ayran da içmenizde yarar var. Her kadın farklıdır ve bir başkası için kullanılan yöntem sizin için işe yaramıyor olabilir. Açık olun ve mide ekşimesi konusunda doktorunuz ile iletişim kurun. Doktorunuz size en güvenilir yöntem ve tavsiyeleri gösterecektir hatta size mide ekşimenizi kontrol altında tutmak için bir reçete dahi yazacaktır.

Hamilelikte beslenme ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

0

Uncategorized
Hamilelik döneminde egzersiz yapılması hem doğumu kolaylaştıracağı gibi hem de hamilelik döneminde annenin daha sağlıklı ve zinde olmasını sağlayacaktır. Hamilelik döneminde yapılan egzersiz annenin kilosunu korumada, kaslarının düzenli çalışıp esneklik kazanmasında, dolaşım ve sindirim başta olmak üzere vücuttaki sistemlerin düzgün çalışmasına yardımcı olurken, bel ve sırt ağrılarının azalmasında rol oynar.

Anne spora başlamadan önce mutlaka uzman bir hekim ile görüşmelidir. Her hamileliğin farklı olduğu unutulmamalıdır. Doktorun değerlendirmesi ve olurundan sonra hamilelik dönemine göre uygun spor yapılmalıdır.

Hamilelik döneminde egzersiz yapılırken unutulmaması gereken en önemli konulardan birisi annenin aşırı efor sarfetmemesidir. Anne için en kolay spor yürüyüştür. Annenin kendisini yormadan yapacağı ve 30 dakikayı geçmeyen yürüyüşler uzmanlar tarafından önerilmektedir. Hamilelik döneminde yüzme sporu da genel olarak önerilmekle beraber, kullanılan havuz suyunun sağlıklı olması çok önemlidir.

Doğumu kolaylaştırması açısından gevşeme ve nefes egzersizleri önemlidir. Yine uzman bir doktorun yönlendirmesi ile doğru hareketleri yapabilirsiniz. Hamilelik döneminde yapılan pilates ve yoganın da doğumu kolaylaştırdığı belirtilmektedir.
0

Türkiye’de her gün en az 450 kişiye kanser teşhisi konulmaktadır. Kadınlarda en çok görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri her 4 yeni teşhisten 1’inde görülmektedir.



Ekim ayı dünyada Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak belirlenmiş durumda ve birçok organizasyon Meme Kanseri’ne dikkat çekmeye çalışıyor. Ünlü oyuncu Elçin Songu’da Euroleague açılışında pembe bir top ile hava atışı yaparak katkıda bulundu.

0

Uncategorized

Meme Kanseri Nedir?

Meme kanseri, hücrelerin kontrolsüz ve anormal bir şekilde meme içerisinde büyümesiyle oluşur. Bazen süt kanalları ya da süt üretim keselerine geçen hücrelerin çoğalma mekanizmaları bozularak tümörleri meydana getiren hücrelere dönüşerek yakındaki meme dokularına geçebilirler. Hatta bazı hastalarda koltuk altı lenf nodüllerine geçen kanser hücreleri oradan da vücudun diğer organlarına yayılabilir.

meme kanseri nedir

Meme kanserine meme hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar yol açar. Bu mutasyonlar bu hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmalarına neden olur. Bu mutasyonlar yaşlanma ve hayat koşulları nedeniyle ortaya çıkabildiği gibi, kalıtımsal olarak kişiye aktarılmış da olabilir.

Meme Kanseri ile ilgili bazı istatistikler (Amerika’ya ait):

  • Her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseri olabilir
  • Her 1000 erkekten 1’i meme kanseri olma riskine sahiptir
  • Meme kanseri olanların %85’inde aile öyküsüne sahip değildir
  • Meme kanserlerinin %5-10’u ebeveynlerden aktarılan genetik mutasyonlar sonucu oluşur

Meme kanseri, bir hastalıktan daha fazlasıdır.  Tümörler içerisinde birçok genetik farklılıklar mevcuttur.  Eğer meme kanseri olduğunuz belirlenmişse, kapsamlı tanı testlerine bir an önce başlamak oldukça önemlidir. Çünkü sizdeki tümörün benzersiz biyolojisini tanımlamak tedavinizin seyrini belirlemek açısından oldukça önemlidir.

Kaynak: http://www.mybreastcancercoach.org/en-US/Breast-Cancer-101/Overview.aspx

Bir sonraki yazımızda Meme Kanseri Türleri hakkında bilgi vereceğiz.

 
0

Uncategorized

Hamile kalmadan önce yaptırılması gereken testler
Hamile kalmaya karar vermek insan hayatında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu nedenle hem fiziksel hem de psikolojik olarak anne adayının hazır olması oldukça önemlidir.

Anne adayının hamile kaldığını öğrendikten sonra doktora muayene gitmesi yerine hamile kalmaya karar vermesi ile öncelikle doktora gitmesi önerilir. Bu aşamada anne adayına yapılacak testler için herhangi bir kısıtlama ya da düşük riski gibi etmenler olmayacağı için, tetkikler daha rahatlıkla yapılabilir.

Hamile kalmadan önce yaptırılması gereken testler:
• Anne ve baba adaylarının kan grupları (RH uyuşmazlığı için bakınız)
• Tam kan sayımı
• İdrar tetkiki
• Diyabet araştırması
• Kızamıkçık, Hepatit, Toksoplazma testleri
• Anne adayının kronik bir rahatsızlığı varsa ilgili uzman hekim tarafından görülmesi önerilir.

Bu testler birçok konuda yol gösterici olacaktır. İstenmesi durumunda genetik olarak ilave testler yapılabilir. Bu testlerin yanı sıra hamilelik öncesinde şu konulara da dikkat edilmesi önerilir:

• Anne ve baba adayının içiyorsa sigarayı bırakması (Hem yumurta hem sperm kalitesinin arttırılması için)
• Anne adayının diyabeti varsa kandaki şeker düzeyinin kontrol altına alınması
• Hamilelik sırasında bebeği etkileyebilecek olan hastalıklar için (Kızamık gibi) aşı yaptırılması ve aşı sonrası hamile kalınmadan önce belirli süre beklenilmesi
• Mümkün olduğunca kahve ve çayın azaltılması mümkünse hiç içilmemesi, dip balıklarının tüketilmemesi
• Kan testleri sonucunda folik asit gibi bebek gelişiminde önemli rol oynayan vitamin vb. için dışarıdan takviye alınması (Folik asit neden önemlidir sorunun yanıtı için tıklayınız)
• Mümkün olduğu sürece spor yapılması hem beden sağlığı hem doğumun kolaylaşması için önemlidir.

0

Uncategorized
Folik asit, B vitaminin bir türevidir. Folat, Folasin, B9 gibi değişik isimleri de olsa en çok aşina olunan ismi folik asittir. Vücutta en önemli görevlerinden biri DNA ve RNA sentezinde yer almaktır. Ayrıca kan yapımı, organ gelişimi ve yeni hücre oluşumu gibi olaylarda görev alır.
Ayçekirdeği, baklagiller, ceviz, mercimek, fındık, fıstıkta bulunmasına rağmen hamilelik öncesinde yapılacak testler sonucunda anne adayında düşük seviyelerde bulunan folik asitin normal seviyeye yükseltilmesi için ilaç takviyesi gerekebilir.

Folik asit eksikliği gebelikte çok önemli sorunlara yol açabilir. Bunlardan en önemlilerinden birisi nöral tüp defekti olarak adlandırılan anomalidir. Bebeğin beyin ve spinal kord gelişimine denk gelen 3. Ve 4. haftasında  folik asit düzeyi oldukça önemlidir. Norveç’te 6 yıl boyunca yaklaşık 85.000 çocuk üzerinde yapılan araştırmada, hamilelik süresi boyunca folik asit takviyesi yapılan hamilelerde otizm riskinin %40 oranında azaldığı bulunmuştur.

Bu kadar yararından bahsedilen folik asit, aynı zamanda gebelik şekeri oluşumundan da sorumlu olabileceği konusunda rapor edilmiştir. Özellikle gıda takviyesi olarak kullanılan sentetik folik asit gebelik şekeri yanında göğüs kanseri riskini de arttırabilmektedir. Bu nedenle folik asite ihtiyaç duyulup duyulmayacağı ve hangi yollarla alınacağı konusunda kesinlikle doktor tavsiyesi alınmalıdır.

Konu ile ilgili bazı makaleler:

•Folic Acid Supplement Intake in Early Pregnancy…
•Association Between Maternal Use of Folic Acid…
•Five facts you should know about folic acid

 

0

Uncategorized

Down Sendromu Nedir?

Bebek oluşumu sırasında 23 kromozomu anneden, 23 kromozomu babadan alır. Genetik bir bozukluk sonucu 21. kromozomun iki değil üç adet oluşmasıyla birlikte down sendromu meydana gelir. Bireyin çekik gözlü olmasından dolayı “mongolizm” olarak adlandırılan bu durum aynı zamanda “Trizomi 21” olarak da bilinir.

Dünya genelinde 6 milyondan fazla down sendromlu birey bulunmakta, her 800 doğumda bir rastlanabilmektedir. Sayının bu kadar yüksek olması sonucu, down sendromunun nedeni bir hayli araştırılmış olsa da kesin olarak nedeni bilinememektedir. Sadece bazı durumlarda down sendromlu bebek oluşma riskinin arttığı belirlenmiştir.

Down sendromlu bebekler çoğunlukla anne karnında gelişemez ancak doğumun gerçekleştiği durumlarda mümkündür. Doğum sonrası bebeğin muayenesi sırasında farkedilebilen bazı özelliklerden dolayı bebeğe tanı koyulabilir. Bunlar: Bebeğin kafasının küçük olması, ensesinin geniş olması ve boğum boğum yapısı, kafatasının arkasının yass olması, burnun kök tarafının yassı olması, gözler arasındaki mesafenin geniş olması, ellerin geniş parmakların içe ddoğru olması gibi.

Doğumdan önce down sendromunun teşhisi mümkündür. İkili ve üçlü test olarak adlandırılan girişimsel yöntemlerin yanında ultrason ve girişimsel olmayan testler ile tespit mümkündür. Ultrasonda burun ve ense kalınlıkları gibi değişik ölçümler ile teşhis konulabilir ya da %99’un üzerinde bir doğruluğa sahip, anne ve bebek açısından risk teşkil etmeyen yeni nesil gen dizilime yöntemi ile 1 tüp kan vererek bebeğin risk durumu belirlenebilir. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
0

Uncategorized
Hamilelikte Cinsellik Nasıl Olmalı ve Nelere Dikkat Edilmeli?
Hamilelikte cinsel ilişkiye girilmesi konusunda bazı sorunlar yaşanabilmekte ve genel olarak bebeğe zarar verileceği gibi konularda çekinceler yaşanabilmektedir. Ancak hamilelik döneminin sorunsuz olması ve bir önlem alınması gerekmediği durumlarda hamilelikte cinsellik diğer dönemlerdeki gibi sürdürülebilmektedir. Hamile kadının hamilelik ile yaşadığı zorluklar ve sıkıntılardan farklı olarak hamileliğin riskli olduğu dönemlerde ve bazı durumlarda hamileliğin tamamında cinselliğin azaltılması veya tamamen kesilmesi gerekebilmektedir. Ancak bunlar fazla rastlanan durumlar değildir. Genel ifade ile cinsellik hamilelik süresi içerisinde eskisinde olduğu gibi sürdürülebilmektedir. Bu konuların bilinmesi için hamilelikte yaşanılan sıkıntıların ve riskli hamileliklerin bilinmesi gerekmektedir. Bu durumda kontrol yapılan doktor ile görüşülerek anlaşılabilmektedir.

Hamilelik Süresi İçerisinde Cinsel İlişki Güvenli Mi?
Her şeyin normal olduğu ve bir riskin olması hamileliklerde hamile olan kadının hamileliğinin son gününe kadar cinsel ilişkiye girmesi mümkün olabilmektedir. Hamile kadının cinsel ilişkiye girmesinin hamileliği veya bebek ile alakalı olarak bir sorun ve sıkıntıya yol açması mümkün değildir. Bu durumların tamamı normal bir hamilelik süresi için geçerlidir. Bebekler karın içerisinde bir kese içinde bulunmakta ve ayrıca rahim kısmında bulunan kaslar yardımı ile de hamilelikte cinsellik yaşanması durumunda bebeğin zarar görmesi doğal bir şekilde engellenmiş olmaktadır. Hamilelik döneminde eşlerin en büyük korkusu cinsel ilişkiye girilmesi ile düşük olması durumunun bağlantılı olduğunun sanılmasıdır. Aslında cinsel ilişkinin düşükle bir alakası bulunmamaktadır.

Hamilelikte Güvenli Cinsel İlişki Pozisyonları Nelerdir?
Hamilelik süreci içerisinde özellikle son aylara doğru güvenli bir şekilde cinsel ilişkiye girilmesi için pozisyonların önemi büyük olmaktadır. Hamile kadının rahat bir şekilde cinsel ilişkiye girmesi karnına bir baskı yapılmaması önemlidir. Bu sebeple hamilelikte cinsellik konusunda ve özellikle ileriki aylarda cinsel ilişkinin pozisyonları önemli olmaktadır. Bunun yanında kadınların cinsel ilişki ile orgazm olmasının düşük nedeni olabileceği de düşünülmektedir. Orgazmda rahimde kasılmalar yaşansa bile bunlar düşük sebebi olacak türde değildir. Bu sebeple ne cinsel ilişkinin ne de orgazm olmanın normal hamilelikte bir sorun olmayacağı bilinmelidir.
0

Uncategorized

Hamilelikte Depresyon

Hamilelik hem vücudunuzda hem de ruhsal değişimler yaşamanıza sebep olacaktır. Bu değişimler ilk başta depresyon olarak tanımlamasanız da etkileri bakımından bu ismi almaktadır. İlk olarak daha fazla uyumaya başlarsınız. Bedeninizin gün geçtikçe daha fazla yorulması ruhsal açıdan da sizi tüketen bir hal alacaktır. Aynı zamanda bebeğin gelişimi esnasından normale kıyasla çok daha fazla yemek yemeye başlarsınız ve kilo alırsınız. Görüntünüz sizi rahatsız etmiyor diye düşünseniz de ne kadar kilo alırsanız hamilelikte depresyon ihtimali bir o kadar artmaktadır. Bebeğin gelişimi esnasında ani yaşanan hormonel değişimler de depresyonu tetiklemektedir. Ancak etkileri sadece bunlarla sınırlandırmamak gerekir çünkü bunlar daha çok depresyonun fiziksel belirtileridir.

Hamilelik Depresyonun Psikolojik Nedenleri

Depresyon fiziksel yansımaları olan psikolojik problemlerdir. Bu yüzden hamilelikte depresyon en az ve katlanılabilir seviyede tutulmak isteniyorsa psikolojik nedenler önlenmeye çalışılmalıdır. İlk olarak anne olacağınızı öğrendiğinizde yaşadığınız mutluluk sonrası aklınızı düşünceler kaplayacaktır. Bunlardan ilki artık sadece kendiniz için yaşamadığınız gerçeğidir. Bir anne olarak pek çok sorumluluğa sahip olacak, en zor ve kötü anlarınızda dahi kendinizi değil çocuğunuzu düşüneceksiniz. Bu ruh halinden arınmanız gerekiyor. Elbette çocuğunuzun her zaman yanında olacaksınız; ancak kendiniz her şeyden önemlisiniz. Çünkü siz kötü olursanız çocuğunuz da bundan etkilenecektir. Bir diğer düşünce ise iyi bir anne olup olmayacağınızdan emin olmamanın verdiği huzursuzluk oluyor. Bu konuda da düşünmeniz gereken şey şudur: Annelik bir iç güdüdür ve anne olduğunuz anda çocuğunuz için en yeterli kişi siz olursunuz.

Hamilelik Döneminde Dış Çevre Faktörü

Hamilelikte depresyon dış etkilerden de kaynaklanmaktadır. Yakın aile çevresi, eş dost grubu ve karşılaşacağınız herkesin konu hakkında bir fikri vardır ve herkes farklı şeyler söyler. Hamile olan kişinin kafası bir süre sonra dolmaya başlar ve her şey daha karmaşık, içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu durumlarda dış çevre faktörlerinden kaçınmaya çalışmanızda farda olacaktır. Stres çocuğunuz için kötü bir etkendir aynı zamanda sizi depresyona sevk eder. Sizin fikirlerinizin çocuğunuz için en doğrusu olacağınızı düşünerek stresinizi azaltmalısınız.
0

PREVIOUS POSTSPage 1 of 6NO NEW POSTS