Your address will show here +12 34 56 78
Uncategorized

Down Sendromu Nedir?

Bebek oluşumu sırasında 23 kromozomu anneden, 23 kromozomu babadan alır. Genetik bir bozukluk sonucu 21. kromozomun iki değil üç adet oluşmasıyla birlikte down sendromu meydana gelir. Bireyin çekik gözlü olmasından dolayı “mongolizm” olarak adlandırılan bu durum aynı zamanda “Trizomi 21” olarak da bilinir.

Dünya genelinde 6 milyondan fazla down sendromlu birey bulunmakta, her 800 doğumda bir rastlanabilmektedir. Sayının bu kadar yüksek olması sonucu, down sendromunun nedeni bir hayli araştırılmış olsa da kesin olarak nedeni bilinememektedir. Sadece bazı durumlarda down sendromlu bebek oluşma riskinin arttığı belirlenmiştir.

Down sendromlu bebekler çoğunlukla anne karnında gelişemez ancak doğumun gerçekleştiği durumlarda mümkündür. Doğum sonrası bebeğin muayenesi sırasında farkedilebilen bazı özelliklerden dolayı bebeğe tanı koyulabilir. Bunlar: Bebeğin kafasının küçük olması, ensesinin geniş olması ve boğum boğum yapısı, kafatasının arkasının yass olması, burnun kök tarafının yassı olması, gözler arasındaki mesafenin geniş olması, ellerin geniş parmakların içe ddoğru olması gibi.

Doğumdan önce down sendromunun teşhisi mümkündür. İkili ve üçlü test olarak adlandırılan girişimsel yöntemlerin yanında ultrason ve girişimsel olmayan testler ile tespit mümkündür. Ultrasonda burun ve ense kalınlıkları gibi değişik ölçümler ile teşhis konulabilir ya da %99’un üzerinde bir doğruluğa sahip, anne ve bebek açısından risk teşkil etmeyen yeni nesil gen dizilime yöntemi ile 1 tüp kan vererek bebeğin risk durumu belirlenebilir. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
0

Uncategorized
Hamilelikte Cinsellik Nasıl Olmalı ve Nelere Dikkat Edilmeli?
Hamilelikte cinsel ilişkiye girilmesi konusunda bazı sorunlar yaşanabilmekte ve genel olarak bebeğe zarar verileceği gibi konularda çekinceler yaşanabilmektedir. Ancak hamilelik döneminin sorunsuz olması ve bir önlem alınması gerekmediği durumlarda hamilelikte cinsellik diğer dönemlerdeki gibi sürdürülebilmektedir. Hamile kadının hamilelik ile yaşadığı zorluklar ve sıkıntılardan farklı olarak hamileliğin riskli olduğu dönemlerde ve bazı durumlarda hamileliğin tamamında cinselliğin azaltılması veya tamamen kesilmesi gerekebilmektedir. Ancak bunlar fazla rastlanan durumlar değildir. Genel ifade ile cinsellik hamilelik süresi içerisinde eskisinde olduğu gibi sürdürülebilmektedir. Bu konuların bilinmesi için hamilelikte yaşanılan sıkıntıların ve riskli hamileliklerin bilinmesi gerekmektedir. Bu durumda kontrol yapılan doktor ile görüşülerek anlaşılabilmektedir.

Hamilelik Süresi İçerisinde Cinsel İlişki Güvenli Mi?
Her şeyin normal olduğu ve bir riskin olması hamileliklerde hamile olan kadının hamileliğinin son gününe kadar cinsel ilişkiye girmesi mümkün olabilmektedir. Hamile kadının cinsel ilişkiye girmesinin hamileliği veya bebek ile alakalı olarak bir sorun ve sıkıntıya yol açması mümkün değildir. Bu durumların tamamı normal bir hamilelik süresi için geçerlidir. Bebekler karın içerisinde bir kese içinde bulunmakta ve ayrıca rahim kısmında bulunan kaslar yardımı ile de hamilelikte cinsellik yaşanması durumunda bebeğin zarar görmesi doğal bir şekilde engellenmiş olmaktadır. Hamilelik döneminde eşlerin en büyük korkusu cinsel ilişkiye girilmesi ile düşük olması durumunun bağlantılı olduğunun sanılmasıdır. Aslında cinsel ilişkinin düşükle bir alakası bulunmamaktadır.

Hamilelikte Güvenli Cinsel İlişki Pozisyonları Nelerdir?
Hamilelik süreci içerisinde özellikle son aylara doğru güvenli bir şekilde cinsel ilişkiye girilmesi için pozisyonların önemi büyük olmaktadır. Hamile kadının rahat bir şekilde cinsel ilişkiye girmesi karnına bir baskı yapılmaması önemlidir. Bu sebeple hamilelikte cinsellik konusunda ve özellikle ileriki aylarda cinsel ilişkinin pozisyonları önemli olmaktadır. Bunun yanında kadınların cinsel ilişki ile orgazm olmasının düşük nedeni olabileceği de düşünülmektedir. Orgazmda rahimde kasılmalar yaşansa bile bunlar düşük sebebi olacak türde değildir. Bu sebeple ne cinsel ilişkinin ne de orgazm olmanın normal hamilelikte bir sorun olmayacağı bilinmelidir.
0

Uncategorized

Hamilelikte Depresyon

Hamilelik hem vücudunuzda hem de ruhsal değişimler yaşamanıza sebep olacaktır. Bu değişimler ilk başta depresyon olarak tanımlamasanız da etkileri bakımından bu ismi almaktadır. İlk olarak daha fazla uyumaya başlarsınız. Bedeninizin gün geçtikçe daha fazla yorulması ruhsal açıdan da sizi tüketen bir hal alacaktır. Aynı zamanda bebeğin gelişimi esnasından normale kıyasla çok daha fazla yemek yemeye başlarsınız ve kilo alırsınız. Görüntünüz sizi rahatsız etmiyor diye düşünseniz de ne kadar kilo alırsanız hamilelikte depresyon ihtimali bir o kadar artmaktadır. Bebeğin gelişimi esnasında ani yaşanan hormonel değişimler de depresyonu tetiklemektedir. Ancak etkileri sadece bunlarla sınırlandırmamak gerekir çünkü bunlar daha çok depresyonun fiziksel belirtileridir.

Hamilelik Depresyonun Psikolojik Nedenleri

Depresyon fiziksel yansımaları olan psikolojik problemlerdir. Bu yüzden hamilelikte depresyon en az ve katlanılabilir seviyede tutulmak isteniyorsa psikolojik nedenler önlenmeye çalışılmalıdır. İlk olarak anne olacağınızı öğrendiğinizde yaşadığınız mutluluk sonrası aklınızı düşünceler kaplayacaktır. Bunlardan ilki artık sadece kendiniz için yaşamadığınız gerçeğidir. Bir anne olarak pek çok sorumluluğa sahip olacak, en zor ve kötü anlarınızda dahi kendinizi değil çocuğunuzu düşüneceksiniz. Bu ruh halinden arınmanız gerekiyor. Elbette çocuğunuzun her zaman yanında olacaksınız; ancak kendiniz her şeyden önemlisiniz. Çünkü siz kötü olursanız çocuğunuz da bundan etkilenecektir. Bir diğer düşünce ise iyi bir anne olup olmayacağınızdan emin olmamanın verdiği huzursuzluk oluyor. Bu konuda da düşünmeniz gereken şey şudur: Annelik bir iç güdüdür ve anne olduğunuz anda çocuğunuz için en yeterli kişi siz olursunuz.

Hamilelik Döneminde Dış Çevre Faktörü

Hamilelikte depresyon dış etkilerden de kaynaklanmaktadır. Yakın aile çevresi, eş dost grubu ve karşılaşacağınız herkesin konu hakkında bir fikri vardır ve herkes farklı şeyler söyler. Hamile olan kişinin kafası bir süre sonra dolmaya başlar ve her şey daha karmaşık, içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu durumlarda dış çevre faktörlerinden kaçınmaya çalışmanızda farda olacaktır. Stres çocuğunuz için kötü bir etkendir aynı zamanda sizi depresyona sevk eder. Sizin fikirlerinizin çocuğunuz için en doğrusu olacağınızı düşünerek stresinizi azaltmalısınız.
0

Uncategorized

Hamilelikte Kanama Nedenleri

Hamileliğin herhangi bir döneminde kanama meydana gelebilmektedir. Çok büyük sorunlar teşkil etmemekle birlikte doktora görünmek şattır. Kanamanın yoğunluğu ve rengi kişiden kişiye değişebilmektedir. Hamileliğin dönemlerine gör kanamaların nedenleri genel olarak saptanabilir.
  • Hamileliğin ilk 3 ayında gerçekleşen kanamaların en sık görülen sebebi düşük ihtimalidir. Mol gebelikte bu dönemde kanamalara neden olabilir.
  • Hamileliğin sonraki dönemlerindeki kanamalar ise; bebeğin eşinin ayrılması, bebeğin eşinin önde olması veya nişan kanaması nedenlerine bağlı olarak gelişebilir. Net bir bilgi almak için mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Basura bağlı olan, makattan veya idrar yolundan gelen kanamalar vajinal kanama ile karıştırılabilir. Hamilelikte kanama her zaman hamilelikle ilgili olmak zorunda değildir. Rahim ağzında bulunan polipler, rahim ağzı yaralarının kanaması, vajinadaki diğer kitlelerden dolayı oluşan kanamalar meydana gelebilmektedir. Tedavi şekli;  hamileliğin haftasına, anne ve bebeğin sağlık durumuna, kanamanın sebebine bağlı olarak değişebilmektedir.
Hamileliğin ileriki dönemlerinde (28.hafta ve sonrası) meydana gelen kanamalar anterpartum kanama denmektedir. Çoğunlukla dekolman plesenta kaynaklıdır. Diğer nedenleri ise; plasenta previa, uterin rüptür, vasa previa olabilir.

Hamilelikte Kanama Süreleri ve Renkleri

Hamilelikte meydana gelen kanamaların kaç gün süreceğini saptamak mümkün değildir. Bir gün süren kanamalar olduğu gibi, birkaç hafta kesilmeden süren kanamalar da olabilmektedir. Kanama süresi ve miktarı ne kadar fazla ise hamilelik içinde o kadar sorun teşkil etmektedir. Hamileliğin ilk zamanlarında olan kanamaların en bilindik nedeni düşük ihtimalidir. Bu yüzden bu dönemin doktor kontrolü altında geçmesi büyük önem arz eder. Hamilelikte kanama olması diğer hamileliklerde de kanama olacağı anlamına gelmez. Yani tekrar edilebilir bir özelliğe sahip değildir. Hamilelikte meydana gelen kanamaların renkleri kırmızı, kahverengi ve sarı olabilir. Kahverengi ve sarı kanama çok sorun teşkil etmemekle birlikte, kırmızı kanama hamilelik için tehdit oluşturabilir. Kanaması olan hamilelerin dinlenmesi gerektiğinden yatak istirahatine alınırlar. Çalışan hamilelerin ise bir süre işlerine ara vermesi gerekir. Kanamanın azalması için ilaç, iğne tedavileri bulunmaktadır. Doktora görünmeden, doktor tavsiyesi olmayan ilaçların hamilelikte kanama için kullanılmaması gerekmektedir.
0

Uncategorized

Gebelikte Kilo Kontrolü 

Hamilelikte karnındaki bebeği de doyurulması gıda alımının iki katına çıkarılması anlamına gelmez, gebelikte kilo kontrolü önemli bir parametredir. Gebelikte doğru beslenmede, aç hissettiğiniz zaman sürekli özlem duyduğunuz kötü gıdalardan  korumak zor olabilir. Ama birçok sağlıklı gıda tüketimi bu sinir bozucu istekleri yerine getirmede ve hamilelik sırasında kilo kontrolünü korumada yardımcı olabilir. Sağlıklı bir diyet sürdürmek ve gebelik sırasında yediklerinize dikkat etmeniz aşırı kilo alımını önlemesi ve aynı zamanda bebeğinizin genel sağlık etkilemesi açısından oldukça önemlidir. Gebelik süresince kilo alımı, her anne için farklıdır, ama sağlıklı bir vücut kitle indeksine sahip kadınlar için kilo optimal miktarı – 18.5 ve 24.9 arası olarak tanımlanmaktadır. Hamileyken yemek yenilmesi sanıldığının aksine karnındaki bebeğinde beslenmesi açsından düşünüldüğünde fazladan 2 yemek  yenilmesi gerekiyor fikri gerçeği yansıtmamaktadır. Hamile bir kadınların bunun yerine sadece, günde fazladan 200 ila 300 kalori tüketmesi gerekmektedir. Hamilelikte uygun kilo, gelişmekte olan bebeğin normal gelişimini destekler. Hamilelik sırasında aşırı kilolu veya obez olunması gestasyonel diyabet ile kan basıncı ile ilgili sorunlar ve komplikasyonlar gibi sağlık sorunlarının yanı sıra erken doğum riskini de artırmaktadır.

Tatlı Yeme İsteğini Bastırma

Tatlı yeme istediği nedeniyle kadınların hormon düzeylerindeki değişiklikler gebelik sırasında sık görülebilir ve araştırmalar gösteriyor ki gestasyonel diyabet deneyimi bu durumlarda daha yoğun görülebilmektedir. Bunun yerine düşük kalorili ve kalorisiz tatlandırıcılar birleştirilerek istenmeyen kalori almadan tatlı arzularını tatmin için güvenli ve yararlı bir yoldur olabilir. FDA Sukraloz (görkemli), aspartam (Eşit), sakarin (Tatlandırıcıyla), hamile ve emziren kadınlar için güvenli Stevia (Truvia), dahil olmak üzere bazı düşük ya da sıfır kalorili tatlandırıcılar buna örnek olarak verilebilir. Gebelikte Egzersiz Hamilelik sırasında sağlıklı kalmanın bir diğer yolu da yapılacak egzersizlerdir. Tüm yetişkinler için amaç , gebe olsun ya da olmasın, yapılması gereken egzersiz en az haftada 150 dakikadır. Hatırlanması gereken en önemli şey ise hamile kalmadan önce gerçekleştirilen etkinliğin aynı seviyede devam etmesinin, hamile olduktan sonra dikkatli olunması gerekmektedir. Yalnız profesyonel koşucular ve dansçılar gibi çok atletik kadınlar, kendi faaliyetleri ile devam edebilir. Gebelikte egzersiz yaparken herhangi bir kramp, baş dönmesi ya da mide bulantısı, egzersizin yavaşlatılması veya durdurulması için bir işarettir.

Gebelikte Tehlikeli Gıdalar

Gebelikte çiğ deniz ürünleri yerine, süt ve et gibi gıda kaynaklı hastalık için risk oluşturmayan gıdalar tüketilmesi gerekir. Süt tüketileceği zaman sütün pastörize edilip edilmediğinden emin olmak için gerekmektedir. Bakteriyel kontaminasyon barındıran sosisli ve söğüş etler bazı sağlık riski taşımasından dolayı tavsiye edilmez. Hamilelikte sağlıklı beslenmek, doğumdan sonra daha kolay kilo kaybı açısından oldukça yararlıdır. Gebelikte uygun bir diyet sürdürülmesi, bebek doğduktan sonra durdurulması anlamına gelmemektedir.

Hamilelikte beslenme konulu yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

0

Uncategorized

Hamilelikte Rutin İncelemeler

Rutin kontrolleri ve testleri aksatmamak, hem anne adayının hem de bebeğinin sağlığı için oldukça önemlidir.

Normal giden hamileliklerde genel incelemeler yapılır. Hamilelik esnasında veya öncesinde herhangi bir hastalığı olmayan, daha önce doğum yapmamış ya da sağlıklı bir ve birden fazla sayıda doğum yapmış, ailesinde herhangi bir hastalığı olmayan, şu anda yaşadığı hamilelikte de bebeği ile veya kendisiyle ilgili herhangi bir problem saptanmamış olan hamileliklere düşük riskli hamilelikler adı verilir. Düşük riskli hamileliklerde, doğum esnasında ve doğum sonrasın da normal dışı bir durum ortaya çıkma olasılığı düşüktür. Bu hamileliklerin baştan sona kadar takibinde genel olarak aynı temel incelemeler ve tetkikler uygulanır. Hamilelik öncesinde var olan veya hamilelikte ortaya çıkan risk faktörlerinde ise ileri inceleme amacı ile rutin tetkiklere ek olarak daha farklı bazı incelemeler de yapılır.

Jinekolojik (Pelvik) muayene

Genellikle ilk antenatal muayene esnasında pelvik muayene yapılır ve hamileliği olumsuz yönde etkileyebilecek muhtemel genital kitleler, enfeksiyon, kanser ve kanser öncesi lezyonlar ortaya çıkarılır. Muayeneye ultrason ve papsmear testi de (Rahimağzı kanseri taraması) eklenerek değerlendirme tamamlanmış olur.

Sistem muayeneleri

Bu muayeneler her zaman yapılmayabilir. Çoğunlukla ilk antenatal muayenede sindirim sistemi, kalp ve dolaşım sistemi, solunum sistemi, lokomotor sistem (Kas ve eklemler), sinir sistemi hakkında şikayet sorgulaması ve gerekli görülürse genel muayene kadın doğum uzmanı tarafından yapılır. İlk muayene de gerekli durumlarda meme muayenesi yapılarak muhtemel bir kitle, doğumsal meme anomalileri ve doğum sonrası emzirmeye engel teşkil edebilecek olan anormal durumlar ortaya çıkarılır ve gerekli önlemler alınır.

Tansiyon ölçümü

Anne adayının sağ kolunda uygun bir manşet boyu kullanılarak yapılan, sakin vaziyetteyken ve oturur durumda elde edilen tansiyon değeride takip kartına işlenir. Tansiyon ölçümü her hamilelik muayenesinde tekrarlanır. Preeklampsi’nin erken tanısında tansiyon değeri en önemli kriterdir.

Kilo ölçümü

Anne adayının kilo ölçümünü sabah evde aç karnına kendi tartısı ile yapması ve muayenede doktoruna bildirmesi daha uygundur.

Karnın büyümesinin değerlendirilmesi

Hamileliğin ikinci yarısının başında uterus tam göbek deliği hizasına gelir ve elle hissedilir. Daha sonra ise mesane boşken yapılan ölçümlerde pubis (çatı) kemiği ile uterusun en üst yüksekliği arasındaki mezura ile ölçülen santimetre birimindeki mesafe az hata payıyla hamilelik haftasını verir. İkiz hamilelik, aşırı şişmanlık, mesanenin aşırı dolu olması, ölçen kişinin tecrübesiz olması gibi faktörler testin yanıltıcı sonuç vermesine neden olabilir. Bu değerlendirme günümüzde doktorların büyük kısmının her antenatal değerlendirmede ultrason yapması nedeniyle terk edilmeye başlanmıştır.

0

Uncategorized

Hamilelikte Oruç Tutulabilir Mi?

Hamilelikte oruç birçok uzman tarafından tavsiye edilmemektedir. Çünkü bu dönemde anne adaylarının yeterli miktarda gıda ve sıvı alması önemlidir. Hamile kişinin susuz kalması erken doğuma sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca kan şekeri düşmesi, mide yanması, kabızlık, bulantı, kusma gibi sorunlarda artabilmektedir. Hamileliği riskli olanların ise oruç tutmaları oldukça sakıncalı görülmektedir. Çoğul gebelik, kanama, erken doğum tehdidi, gelişme geriliği, diyabet gibi durumların olduğu hamilelerde uzun süre aç kalınmaması gerekir. Hamilelikte oruç tutmak isteyenlerin mutlaka uzman doktora danışması gerekir. Belirlenen yemek listelerine uyarak oruç tutabilirler. Ancak çocuklarına ya da kendisine zarar gelmesinden korkan hamile ya da emziren anne oruç tutmayabilir. Hamile kişi dayanabilecekse ve çocuk etkilenmeyecek durumda ise oruç tutulabilir. Ramazan ayının gelmesiyle hamile kadınlar oruç tutma konusunda tereddütte kalır. Doktora danışarak sağlığa uygun şekilde belirlenen programla birlikte hamileler de oruç tutabilir. Ancak anne adayının bebeğin gıda ihtiyacını mutlaka karşılaması gerekiyor. Özellikle yaşanacak sıvı kaybı ciddi sorunlara neden olabilir. Uzun süre kalınan açlık sonrası yağ dokularının zarar görmesi sonucu ketosis meydana gelebilir. Bebeğin büyümesi için gerekli olan kalori ihtiyacının karşılanması gerekir. Bebeğe yeterli miktarda şeker geçişi olmazsa ani şeker düşmesi meydana gelmektedir. Bu nedenle anne adayının şekerli bir sıvı içmesi gerekmektedir. Özellikle ilk aylar ve son aylarda oruç tutulması oldukça risklidir. Bu aylarda oruç tutanların dikkatli olması gerekir. Hipertansiyon, aşırı kansızlık, şeker hastalığı, erken doğum gibi riskler hamilelikte oruç tutulması sonucu oluşabilmektedir. Eğer dikkatli olunup gerekli tedbirler alınmazsa ve yeterli şeker alınmazsa annede beyinle ilgili birçok sorun oluşabilir. Oruç tutmayı düşünen hamileler kesinlikle sıvı alımına dikkat etmelidir. 2 litreye yakın sıvı tüketimi gerekmektedir. Kafein alımından uzak durulması gerekir. Meyve ve sebzelerin taze tüketilmesi de önemlidir. Hamileler ramazan boyunca sürekli dinlenmeli ve kendini yoracak işler yapmamalıdır. Eğer bebeğin hareketlerinde azalma olursa mutlaka kadın doğum uzmanına gidip bilgi almak gerekmektedir. Ayrıca oruç tutan anne adayları bu dönemde sık sık kontrole gitmelidir. Bebeğin yeterli miktarda beslenememesi riski göz önünde bulundurulmalı ve doktor gözetiminden uzak kalınmamalıdır.
0

Uncategorized

Hamilelik Döneminde İdrar Yolu Enfeksiyonları

Hamilelik döneminde kadının vücudunda birçok değişiklik meydana gelir. Hormonal değişiklikler sonucunda idrar yolunda belirli sıkıntılar oluşabilir. Bunlar; idrar torbası enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu ya da böbrek iltihabı şeklinde olabilir. Tabi böyle hastalıklar da erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek gibi şeyler oluşabilir. Aynı zaman da dünyaya gelen bebeğin motor ve mental gelişimi üzerine olumsuz etkilerde meydana gelebilir. Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu bu dönemde sıklıkla rastlanılan bir rahatsızlıktır. Bu enfeksiyon mesane enfeksiyonu olarak da tanımlanır. Hamileliğin 6. Ve 24. Haftalarında risk daha da artmaktadır.

Hamilelik Döneminde İdrar Yolu Enfeksiyonlarının Belirtileri Nelerdir?

Hamilelik döneminde sıklıkla rastlanılan idrar yolu enfeksiyonları vücutta meydana gelen belirli değişiklikler sonucunda oluşmaktadır. Bunun da belirli belirtileri vardır. Meydana gelen belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz;
  • Sık idrara çıkmak
  • İdrar yapıldığı zaman yanma ve sızlama hissetmek
  • İdrardan kan gelmesi
  • İdrar torbasında ağrı
  • İdrarda koku
  • Bulantı, kusma
  • Karın ağrısı
Eğer bu tür belirtileri hissediyorsanız muhakkak doktorunuza uğramanız gerekir. İdrar tahlili ve kültür tahliliyle sonuçlarınızı öğrenebilirsiniz. Kimi zaman bu tür belirtiler olmadığı halde hamilelilte idraryolu enfeksiyonu olabilir. Buna da asemptomatikbakteriüri yani idrarda belirti vermeyen bakteri varlığı denir.

Hamilelik Döneminde Neden İdrar Yolu Enfeksiyonları Yaygındır?

İdrar yolu enfeksiyonları gebelikte sıkça görülür. Hamileliğin ilerleyen süreçlerinde rahim doğrudan mesane üzerine oturur. İlerleyen dönemlerde karın büyüdüğünden rahim de büyür. Ağırlığı artar. Bu durumda mesanenin idrar drenajını engeller. Bunun sonucunda da enfeksiyon oluşur. İdrar yolu enfeksiyonlarının belirli türleri bulunur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz;
  • Mesane enfeksiyonu
  • Böbrek enfeksiyonu
  • Asemptomatikbakteriüri
Gebelikte görülen bu enfeksiyon tedavi edilmezse böbrek enfeksiyonları oluşur. Bu durumda bebeğin erken doğmasına neden olur. Ayrıca kilosu oldukça düşük olan bebekte doğabilir. Doktorunuza giderek bu konuda önlemler alabilirsiniz. Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu erkenden önlemek için her gün en az 8 bardak su içmenizde yarar vardır. Düzenli meyve tüketmekte bebeğe ve anneye kazanç sağlar. Sigara, alkol ve kahve gibi şeylerden uzak durulmalıdır. İdrar sonrasında muhakkak temizlenmesi gerekir. Tedavi yöntemleri için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
0

Uncategorized

Alle Hamile

Alle Hamile Uygulaması – Alle Sağlık – Genoks

Sağlık sektöründe genç ve dinamik ekibi ile faaliyet gösteren Alle Sağlık Hekimleri Dr. Furkan Kayabaşoğlu, Dr. Emre Erdoğdu ve Kurumsal İletişim Yöneticisi Çağla Dönmezer ile bir araya geldik. Hamilelerin hayatını kolaylaştıran Alle Hamile uygulamasının, anne adaylarına sunmuş olduğu eğlenceli, doyurucu, bilgilendirici, yol gösterici takip platformuna göz attık.

Genoks ailesi olarak genetik tanı ve tedavi faaliyetlerinde Alle Sağlık profesyonelleriyle birlikte yol almaktan mutluluk duyuyoruz. 

Uygulamaya ulaşmak için: (Şu an için sadece İOS’ta, yakında Android platformunda)

Uygulama hakkında:

ALLE Hamile mobil uygulaması hamileler ile onların yakınlarının tüm ihtiyaçları araştırıldıktan sonra yaratılan ilk, hafta hafta hamilelik takip uygulaması olarak karşımıza çıkıyor…

Yazının devamı için tıklayınız

Down sendromu taraması nedir?

Günümüzde bebekte kromozom hastalıklarının kesin tanısında kullanılan yöntemleramniyosentez, koryonvillus örneklemesi ve kordosentezdir. Ancak bu yöntemlerin hepsi girişimsel yöntemler olup bir iğne yardımıyla bebeğin suyu, plasenta(eşi) veya kordon kanından örnek alınarak yapılır. Dolayısıyla tüm bu işlemleringebelik kaybı riski söz konusudur.

Anne-baba adaylarıgirişimsel yöntemler önerildiğinde haklı olarak endişe duymaktadırlar. Herkese girişimsel tanı testlerinin önerilmemesi, anne adayının bireysel-kendine özgü riskinin hesaplanması için “geleneksel tarama testleri” kullanılmaktadır. Bu testler farklı gebelik haftalarında hastanın yaşı, belli ultrason belirteçleri ve anneden alınan bazı hormonların birleştirilerek hastanın bireysel riskini hesaplamaya dayalı kombine(ikili) test, üçlü test ve dörtlü testlerdir.

İkili(kombine), üçlü ve dörtlü testleri Down Sendromu tanısı koyamazlar, sadece tarama testleridir ve Down Sendromu saptama oranları sırasıyla %87, %69, %81’dır. Ayrıca bu tarama testlerinin “yanlış pozitif”(bebek normal olup test sonucu kromozom anomalisi şüphelendirmekte) oranlarının yüksek olması nedeniyle birçok normal kromozomlu bebek taşıyan anne adayına girişimsel tanı yöntemleri (amniyosentez, koryonvillus örneklemesi ve kordosentez gibi) önerilmektedir. Yüksek yanlış pozitiflik nedeniyle tarama testleri anne-baba adayları içinhem yeterince rahatlatıcı olamamakta, hem de girişimsel bir işlem için karar vermek için yetersiz olabilmektedir.

FURKAN KAYABAŞOĞLU ALLE SAĞLIK Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
    Serbest fetal DNA testi nedir?

2011 yılında annenin kanından elde edilenfetusa ait DNA ile kromozom anomalilerin tanınması, güncel kadın-doğumpratiğinde büyük bir yeniliği getirmiştir. Aslında anne kanında fetal DNA ilk kez 1997 saptanmış olsada, 2011 yılına kadar kromozom anomalileri dışında başka hastalıkların tanısında(cinsiyet geçişli hastalıklarda cinsiyet tayini, kan uyuşmazlığında bebekte Rh tayini, belli tek gen hastalıkları gibi) kullanılmıştır.

Plasentadan dökülen hücrelerden kaynaklı, anne kanında serbest dolaşan bebeğe ait küçük DNA parçacıkları hamileliğin 10. haftasından sonra, anne kanındaki tüm serbest DNA parçacıkların yaklaşık %10-15’ini oluşturmaktadır. Serbest DNA parçacıkları günümüzde en yaygın başta Down Sendromu olmak üzere trizomi-13 ve trisomi-18 gibi kromozom hastalıklarının tanısında kullanılmaktadır. Bu testler temel olarak farklı laboratuvarlarda, farklı teknolojiler kullanılarak bebeğe aitserbest DNA’larıdiğer hücrelerden ayrıştırmak ve rölatif miktarları analiz etmek mantığına dayanır.

Sonuçtaserbest fetal DNA testi ile anne adaylarından alınacak az miktardaki kan ile bebekte en sık rastlanan kromozom hastalıkları hakkında oldukça ayrıntılı bilgiye ulaşılabilir, hamileliğin sonuna kadar anne ve baba adayının rahat bir nefes alması sağlanabilir.

EMRE ERDOĞDU ALLE SAĞLIK Yüksek Riskli Gebelik, Perinatoloji Uzmanı
  Serbest fetal DNA testi tanı gücü ne kadardır?

Serbest fetal DNA ile Down Sendromlu bebeklerin tanısı % 99, trizomi-18 % 97, trizomi-13 ise % 92 oranında konulabilirken, sadece %0,1 (binde bir) “yanlış pozitif” oranı ileamniyosentez gibi girişimsel tanı testleri uygulanan anne adayı sayısında ciddi bir düşüş sağlanır. Böylece normal kromozom yapısında olup, girişimsel testlere bağlı gebelik kaybı olasılığıda anlamlı ölçüde azalmaktadır.

 

Down Sendromunun saptanmasında oldukça güçlü bir test olsa da, serbest fetal DNA testinde yüksek risk bildirilen anne adaylarında Down Sendromu tanısı mutlaka girişimsel tanı yöntemleri ile konfirme edilmelidir. Serbest fetal DNA testinin yanlış pozitiflik oranı(bebeğin normal olup test sonucunda kromozom anomali şüphesinin saptanması) çok düşüktür, ancak yine de plasentalmozaizm (plasenta ve bebeğin farklı kromozoma sahip olması), ikiz bebeklerden birinin kaybı, annede kanser varlığı ve teknik nedenler gibi nadir sebeplerle oluşabilmektedir.

Bazen de plasentalmozaizm, anne adayı kanındaki bebeğe ait DNA miktarının % 4’den az olması, anne adayındaki mevcut kromozom problemler nedeniyle “yanlış negatiflik” (bebeğin anormal olup test sonucunun kromozom anomalinden şüphelenmemesi) de söz konusu olabilmektedir.

Ancak asla unutulmamalıdır ki serbest fetal DNA testinde “yanlış negatif” ve “yanlış pozitif” sonuçlar geleneksel tarama (ikili, üçlü veya dörtlü) yöntemlerine göre çok çok daha az orandadır.

FURKAN KAYABAŞOĞLU ALLE SAĞLIK Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı   Serbest fetal DNA kimlere yapılmalıdır?

Bu sorunun yanıtı halen net olmayıp, farklı mesleki cemiyetler farklı algoritma ve öneriler sunmuştur.

ACOG (Amerikan Kadın Doğum Birliği) ilk kez 2012 yılındariskli anne adayı grubuna serbest fetal DNA önermiştir Bu cemiyet doğumda 35 yaş ve üzerinde olunmasını, ultrason değerlendirmesinde saptanmış kromozom anomali riski varlığını, ailede daha önce Down Sendromlu bebek sahibi olma öyküsünü, geleneksel tarama testlerinde kromozom anomali riskinin artmasını, anne-babada dengeli robertsoniantranslokasyonmevcudiyetini “yüksek risk” olarak kabul etmiştir.

ACOG “düşük riskli”anne adaylarında rutin olarak serbest fetal DNA testini desteklememektedir. Bunun en önemli nedeni maliyet ve sigorta şirketlerinin bu testleri halen karşılamamasıdır. Ülkemizde de benzer bir durum söz konusudur. Ancak yıllar geçtikçe serbest fetal DNA test maliyetleri azalmakta olup ve bir süre sonra hem “yüksek riskli”, hem de “düşük riskli”anne adaylarında kromozom ve genetik hastalıkların taranmasında temel test olacaktır.

Bugün için önemli olan anne-baba adaylarınıserbest fetal DNA testlerinin varlığından haberdar olmaları ve geleneksel tarama testlerine iyi bir alternatif olduğunu bilmeleridir.

EMRE ERDOĞDU ALLE SAĞLIK Yüksek Riskli Gebelik, Perinatoloji Uzmanı   Neden NIFTY™ Test tercih edilmelidir?

NIFTY™ Test ile Down Sendromu gibi sık rastlanan kromozom anomalilerin yanısıra tarama programında olmayan ve çoğu zamanda ultrason değerlendirmelerinde de bulgu vermeyenkromozom anomalilerimikrodelesyon sendromlarını da taranmaktadır.Di-George Sendromu, Cri-du-chat, Prader-Willi/Angelman Sendromu, Van der Woude Sendromu, 1p36, trizomi-22, trizomi-9, trizomi-16 ve Turner Sendromu, Klinefelter Sendromu, üçlü-X, XYY gibi cinsiyet kromozom anomalileri taranan başlıca kromozom anomalileridir.

FURKAN KAYABAŞOĞLU ALLE SAĞLIK Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı   NIFTY Test Hakkında Detaylı Bilgi İçin Lütfen Tıklayınız
0

Uncategorized
Gebelik Döneminde İshal Literatürde ishal dışkının günde 3 defadan fazla ve sulu olması olarak bilinir. İshal döneminde dışkının renginde, kokusunda kıvamında da değişiklikler olup, dışkı bazen kanlı da gelebilir. En bilinen ishal nedenleri:
  • Tarihi geçmiş ürünler,
  • Pastörize olmayan süt ve süt ürünleri
  • Yaz aylarında yoğun bakteri kaynağı yumurta ve mayonez
  • Sağlıksız içme suları
  • Yıkanmadan yenilecek meyve ve sebzeler
  • İşlenmiş et ürünleri (salam, sosis, sucuk) ve çiğ etler
Her ishalde vücuttan ciddi su atımı oluşmakta ve ishal süresince de bol su tüketilmelidir. İshallerin önemli kısmı 24 saat süreli olup, bu süre zarfında vücuda zarar veren zararlı etkenin atılması sağlanır. Gebelikte ishal durumunda da kişi normal ishaldeki gibi bol su tüketmeli ve uzun süreli olmadığı durumlarda ilaç tedavisi kullanmak yerine ishallere durdurucu etki yapan patates, pirinç, elma, yoğurt gibi besinler tüketmelidir.

Gebelik Döneminde İshal Bebeğe Zarar Verir mi?

Gebelikte döneminde oluşacak ishallerin büyük bir kısmı bebeğe zarar vermez. İshallerin önemli bir kısmı annenin sindirim kanalıyla halledildiği için bebek çoğu zaman ishalin olumsuz etkileriyle karşılaşmaz. Bazı durumlarda özellikle de kanlı ishal, kolera, tifo, dizanteri sürecinde vücuttan ciddi miktarda sıvı ve elektrolit kaybı yaşanır. Bu durumda ise gebenin yapacağı bireysel müdahaleler işe yaramayacak ve gebeye yapılacak tetkikler sonrası doktor tarafından verilecek tedaviyle durum aşılabilmektedir.

Gebelikte İshal Tedavisinde Antibiyotik Kullanılır Mı?

Özellikle inatçı ishal, kanlı ishallerde gebeye zarar vermeyecek uygun antibiyotik doktor tarafından başlatılabilir. İshale yakalanan gebe doktor onayı olmadan bebeğe zarar verici olabilecek antibiyotik kullanmaktan kaçınmalıdır. Ayrıca serum tedavisi de gebelikte ishal sürecinde vücuttan kaybedilen sıvının, elektrolitin yerine konulması sağlanır. Ayrıca bu süreçte pastörize olmayan süt ve süt ürünlerinden bulaşan listeriosiz olarak bilinen listeria monocytogenes enfeksiyonları gebelikte erken doğuma hatta ölümlere bile yol açabilir. Gebelikte ishal görünürde geçici ve masum olarak görülse de inatçı ve uzun süreli ishaller ve kanlı ishaller tehlikeli boyutlara ulaşabilmektedir. Bundan dolayı ishalin başladığı andan itibaren bol su tüketilmeli ve ishalin uzaması halinde doktora başvurulmalıdır. Tedavi yöntemleri için mutlaka doktorunuz ile görüşün.
0

PREVIOUS POSTSPage 1 of 6NO NEW POSTS