Your address will show here +12 34 56 78
Uncategorized

Gebelikte Yüksek Tansiyon

Tansiyon Nedir?

En basit tanımı ile kanın kan damarlarına yaptığı basınçtır. Sağlıklı yetişkin bir birey için ortalama değer sistolik (halk deyimiyle büyük tansiyon) 120 mmHG, diastolik (halk deyimiyle küçük  tansiyon) 80 mmHg’dır.

Hipertansiyon Nedir?

Tansiyonun ortalama değerler üzerinde seyretmesi halidir. Tanı konulması için çoğunlukla 140 mmHg – 90 mmHg ve üzeri değer baz alınır.

Gebelikte Yüksek Tansiyon

Gebelikte karşılaşılabilecek en önemli sorunlardan bir tanesi hipertansiyondur. Hamile bayan, doktoru tarafından dikkatle muayene edilmeli ve takip altında tutulmalıdır.

Hamile kalınmasıyla beraber anne vücudunda yeni yaşama adaptasyon başlar. Daha fazla kan taşınabilmesi için kan damarları genişler, fetüse kan akışı sağlanır. Anne vücudundaki organlar ise daha çok çalışarak bu yeni yaşama uyum sağlar. Ancak annede oluşabilecek hipertansiyon durumu tüm dengeleri bozar. Ortalama olarak her 10 hamilelikte 1 oranında görülen bu durum, hem anne hem bebeğin hayatını tehlike altına alabileceğinden hamilelikte görülen en önemli sorunlardan biri olarak değerlendirilir.

Hamilelik sırasında görülen hipertansiyon için çeşitli aşamalar vardır.

Hamilelik öncesinde başlayan ya da hamileliğin ilk 20 haftası içerisinde görülen ve doğumdan 12 hafta sonra dahi devam eden hipertansiyon, kronik hipertansiyon olarak adlandırılır.

Hamileliğin 20.haftasından sonra ortaya çıkan ve doğumdan sonra 12.haftaya kalmadan normale dönen hastalar için tanı gestasyonel hipertansiyondur.

Gestasyonel hipertansiyona proteinüre denilen (üre ile birlikte protein atımı) durumun eşlik ettiği durumlarda (protein atılımı 24 saatte 300 mg’ı geçiyorsa) preeklampsi teşhisi konulur. Çoğunlukla vücutta ödem eşlik eder.

Preeklampsi’ye nöbetlerin eşlik ettiği durum ise eklampsi olarak adlandırılır.

Risk altında olanlar:

  • İlk gebelikler, çoğul gebelikler,
  • 1.derece yakınlarında yüksek tansiyonun varlığı,
  • Şeker hastalığı, kronik böbrek hastalığı, lupus eritematosis, diğer damarsal hipertansif hastalıklar,
  • Polihidramnios olarak adlandırılan bebeğin fazla amnion sıvısı içinde olması,
  • Bazı genetik hastalıklı bebeklerin varlığı (Trisomi 13),
  • Anne yaşının 20’nin altı ya da 35’in üstünde olması,
  • Kansızlık ,Beslenme bozuklukları, obezite,
  • Üzüm gebeliği (molar gebelik),
  • Daha önceki gebeliklerde hipertansiyon yaşanması.

Hipertansiyon / Preeklampsi Teşhisi Konulmuşsa

Öncelikle gebenin sık takibi hatta bazı durumlarda hastane yatması gerekebilir. Doktor anti hipertansif tedavisi başlayabilir ya da doğuma bazen de sezeryana karar verebilir. Gebeliğin 37. haftasından önceki durumlarda bebek gelişimi değerlendirilir, annenin bol istirahati, sık takibi, NST ve bebek ultrasonografisi gibi tetkiklerle bebek gelişiminin yakından takibi ile bebeğin doğuma hazır olmasına kadar beklenebilir.

Ayrıca Gebelikte Glukoz Yükleme Testi yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

0

Uncategorized

Hamilelikte yapılan testler hakkında kısa bilgiler:

IDC (İndirekt Coombs Testi)

Kan uyuşmazlığı olan anne adayların da istenen bir incelemedir. Belli aralıklarla kan da bebeğin alyuvarlarına karşı gelişmesi muhtemel antikorlar bu yöntem ile belirlenir. Antikorlar müspet bulunduğun da ileri bir inceleme gerekebilir.

Üçlü test (İkinci trimester Down Sendromu tarama testi)

Hamileliğin 16.-18. haftaları arasın da yapılan bir incelemedir. Anne adayından alman kan da üç ayrı hormon tetkiki yapılarak Down Sendromu ve Nöral tüp ile defekti riski belirlenir. Son zamanlarda yerini giderek 11-14 testine bırakıyor.

PPG (Postprandial Glikoz) ve O GİT (Oral Glikoz Tolerans Testi)

Hamilelik, diabet (şeker hastalığı) oluşma riskini artıran bir durumdur. Bu yüzden anne adayları 24-28’inci hamilelik haftaları arasın da şeker yükleme testine tabi tutulurlar. Bu amaçla anne adayının risk faktörlerine göre elli gram (PPG) ya da 100 gram glikoz ile (OGTT) yükleme yapılır.

Kan biyokimyası

Hamilelik başladığı andan kan biyokimyası önemli bir değişikliklere sahne olur. Buna bağlı olarak kan biyokimyası parametrelerinin normal değerleri değişir ve yorum yapmak zorlaşabilir hatta yanlış yorumlar yapılabilir.

Hamilelik döneminde özellikle hamileliğin erken dönemlerinde başta karaciğer ve böbrek olmak üzere organların işlevlerini değerlendirmek için kan testi istenir. Belli bir hastalığı olmayan bir anne adayından bu tetkikleri istemenin gerekli olup olmadığı ise henüz tartışma konusu olmakla birlikte birkaç parametrenin değerlendirilmesi uygun olur; hamilelik dönemin de çoğu durumda ancak hastalığı olan anne adaylarında hastalığa özgü incelemeler yapılır ve yapılan ölçümler yorumlanırken çok dikkatli olunur.

Doppler ultrasonografi

20-24. haftalar arasında bir tarama testi olarak önerilen Doppler ultrasonografi ülkemiz de giderek artan sıklıkta uygulanan bir inceleme haline gelmiştir. Pahalı bir inceleme olması nedeniyle tüm anne adaylarına uygulanması şuan için imkansız gibi görünmekle birlikte hiç bir risk faktörü olmayan anne adaylarına uygulamanın mutlaka gerekli olup olmadığı ise tartışmalıdır. Doppler incelemesin de amaç; bebeğe giden sağlı sollu rahim damarlarından geçen kan akımının niteliklerine bakarak hamileliğin ileri haftalarında ortaya çıkması muhtemel gelişme geriliği ve preeklampsi (Hamilelikte tansiyon yükselmesi ve idrarda albümin kaybedilmesiyle seyreden hamileliğe özgü risk) durumlarını ön görmeye çalışır.

nifty up bayan2

Hamilelik sırasında yapılabilecek testlerden birisi de NIFT Testtir. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
0

Uncategorized

Tüp Bebek Tedavisi Nedir?

Tüp bebek tedavisi, çeşitli nedenlerden dolayı gebelik şansı çok düşük ya da normal gebelik şansı olmayan çiftler için uygulanan tedavi yöntemidir.
Dünya’da kayıtlı ilk tüp bebek doğumu İngiltere’de 1978’de kaydedilirken ülkemizdeki ilk tüp bebek doğumu 1989 yılında kaydedilmiştir.
Tüp bebek işlemi en basit şekliyle kadından alınan yumurta ile erkekten alınan spermin, laboratuvar koşullarında birleştirilip, döllenen yumurtanın kadın rahmine yerleştirilmesi olarak tanımlanabilir.
Gamet intrafallopian trasfer (GIFT), Zigot İntrafallopian transfer (ZIFT), İntrasitoplazmik sperm Enjeksiyonu (ICSI), İn vitro maturasyon (IVM) gibi çeşitli yöntemler olmasına rağmen en kolay uygulama ve başarı şansı ile günümüzde en çok kullanılan yöntem İn vitro fertilizasyon (IVF) olarak adlandırılan yöntemdir.
 

Kimler IVF İçin Uygundur?

12-24 aylık süre zarfında, korunmasız olarak düzenli ilişkiye girilmesine rağmen gebe kalınamaması durumunda çiftler infertil olarak kabul edilir ve çeşitli testler yapılır. Bu testlerde;
  • Kadın yaşının genç olmasına rağmen yumurta rezervlerinin az olması,
  • Erkekten alınan semen örneğinde yeterli sperm sayısının olmaması,
  • Kadın fallop tüplerinin tıkalı olması ya da tüp-yumurtalık yolunda sorun olması,
  • Tetkik sonuçlarında herhangi bir şey bulunamaması rağmen infertilite,
bulunması durumunda tüp bebek tedavisine başlanabilir.
 
Tüp bebek denemesi için herhangi bir limit bulunmamaktadır. Her uygulamada bebek sahibi olma şansı düşmesine rağmen 10. denemeden sonra dahi bebek sahibi olan çiftler mevcuttur. Denemelerdeki başarı oranını etkileyen bir çok faktör mevcuttur. Bunlardan bir tanesi de kadın yaşıdır. 35 yaş ve altı en yüksek başarı oranına sahiptir, 35 yaşından sonra ise tüp bebek tedavisinin başarı şansı azalmaktadır.
Tüp bebek tedavisi ile kalınan gebeliklerde düşük oranı daha yüksektir. Bunun nedeni ise tedavi değil tedavi öncesi yaşanmış sıkıntılardır. Tedavi sürecinde normal bir cinsel yaşam beklenmesine rağmen anne adayının kullandığı ilaçlardan dolayı anne adayı için rahatsız edici bir süreç olabilir. Tedavi boyunca ağır kaldırma, öksürme vs. gibi durumlardaki düşük riski normal doğumlardaki ile aynıdır.
Tüp bebek tedavisi için seçilecek olan sağlık kuruluşu da tedavi başarısını etkilemektedir. Laboratuvar koşulları bu konuda oldukça önemlidir.
0

Uncategorized

Hamilelikte Korkular

Stres Faktörleri

Hamilelikte her döneme ait olan stres faktörleri vardır. İlk 3 aylık dönemde korku ve kaygı hakimdir. Neden ise, yüzde 20 civarında bebeği kaybetme ihtimalidir.

Düşük olma ihtimaline yönelik takıntıların ve takıntıları gidermek adına yapılan ritüellerin sıklıkla ortaya, çıktığı bir dönemdir. Doktor ziyaretleri, tuvalet kontrolleri sıklaşabilir ve en önemlisi bebeğe zarar gelebileceği varsayılan hareketlere sınırlandırma getirilir.

İkinci 3 aylık dönemde, ilk aylara ait olan kaybetme korkusu ve kaygısı, yerini özgüven, beğenilme ve destek görme endişesine bırakabilir. Özellikle cinsel farkındalığın arttığı bu dönemde, eşten beklenen ilgi ve desteğe daha fazla ihtiyaç duyulur.

Hamilelik ilerledikçe alman kilolar, anne adayının, eşi tarafından arzu edilmeme ihtimaline yönelik endişe duymasına neden olabilir. Özellikle güzelliğe, çekiciliğe önem veren çevrelerde anne adayı, eşinin kendisini terk etmesinden endişe edebilir. Yapılan çalışmalar, bu dönemde alman kiloların, anne adayının özgüvenine olumsuz etki ettiğine dair sonuçlar gösterir.

Son 3 aylık dönemde, hamileliğin nasıl geçeceğine dair kaygı ve endişe içeren düşünceler azalır ve anne-baba adayı daha gerçekçi ve somut olgularla ilgilenmeye başlar. Bebeğin doğumuna yaklaşmakta olan anne adayı, özellikle de ilk defa tecrübe edecek olanlar, doğuma odaklanır, ortaya çıkabilecek olumsuz ihtimaller üzerine kafa yormaya başlar. Anne-baba adayı, çocuğun ihtiyaçlarını nasıl karşılamaları gerektikleri, ne tür ebeveynlik tutumları benimseyecekleri, çocuğa hangi adı vermeleriyle ilgilenmeye ve plan yapmaya başlarlar.

Hamilelik sırasında yaptırabileceğiniz en güvenilir testlerden birisi NIFTY testtir. Tüm dünyada şuan 800,000’den fazla test sayısına ulaşan NIFTY; Trizomi 9, Trizomi 13, Trizomi 16, Trizomi 18, Trizomi 21, Trizomi 22’nin yanısıra, gonozomal anomaliler ve delesyon sendromlarına da ekstra ücret talep edilmeksizin bakabilmektedir. Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayınız.

0

Uncategorized

Bebeklerde Genetik Bozukluk Taşıyıcılığı

İnsanlar bazen genetik bir hastalık taşıdıkları konusunda endişe duymaktadırlar. Dünya üzerindeki her kişi genellikle herhangi bir belirti veya belirtiler olmadan birkaç genetik koşullar (mutasyonlar) taşır. iki kişi aynı genetik hastalık için taşıyıcı olmaları ve birlikte çocuk sahibi olmaları halinde, çocuklarına iki mutasyon miras bırakırlar ve hastalığa çocuklarına geçer.

Dünya üzerindeki her kişi genellikle herhangi bir belirti göstermeksizin mutasyonlara neden olabilecek geni ya da genleri taşıyor olabilir. Aynı genetik hastalık için taşıyıcı olan iki kişinin, birlikte çocuk sahibi olmaları halinde bu kişilerin çocukları genetik hastalık taşıyıcısı ya da genetik hastalık sahibi olabilir.

Çocuk sahibi olmadan önce eşinizin aynı koşulları taşıyıp taşımadığını öğrenmek önemlidir. Taşıyıcı ve bir genetik hastalığı olan bir çocuğa sahip olma riski, kendinizi keşfetmekten geçmektedir.

Peki bunun için seçenekler nelerdir? Birincisi, çiftler aynı durumu taşırken, aynı koşullarda doğacak ve bundan etkilenen bir çocuğa sahip olma olasılığı her gebelikte % 25’tir. Neyse ki, bu durumu yönetmek veya bir genetik hastalık ile etkilenen bir çocuğa sahip olma olasılığını azaltmak için, çiftlerin birçok seçeneği vardır.

IVF/ PGD

Tüp Bebek ve Preimplantasyon Genetik Tanı işlemi ile embriyonun rahime nakledilmeden önce bir genetik hastalığı olup olmadığı kontrol edilebilir. Kadının yumurtası eşinin spermi ile döllenir. Embriyo rahme transfer edilmeden mutasyonlar için test edilebilir.

Sperm / yumurta bağışı: Çiftler ayrıca aynı genetik hastalık taşıyıcısı olmayan bir yumurta ya da sperm donör kullanmayı tercih edebilir. Tabi bu yöntem Türkiye dahil bazı ülkelerde yasaklanmıştır.

Hamileliğin Tanı testleri: Bu testlerde koryon villus örneklemesi (CVS) ve amniosentez bulunmaktadır. Çiftler kendi bebeğinizin genetik bir hastalığa sahip olup olmadığını belirlemek için gebeliğin 11-20 haftasında gerçekleştirilen araştırmalar ve testlere tabi tutulurlar. Bu testler bazı çiftlerin tedavi durumuna veya süreç yönetimine yardımcı olacak doğum ve iletişim uzmanları hazırlamak için kullanılır. Bazı çiftler ise test sonucunda gebelik sonlandırma işlemini seçebilirler.

Çiftler aynı genetik hastalığı güçlendirici etkiye sahip olabilirler. Bu testler, hamile kalmadan önce seçenekleri göz önünde bulundurma durumu ve hamileliğin yönetimi hakkında daha fazla bilgi edinilmesi açısından aileler için doğru olan seçeneği belirlemeye olanak sağlamaktadır.

0

Uncategorized

Hamilelikte Doğurma Korkusu

Hamilelik sırasında birçok kadını çok endişeli ya da doğurma korkusu hissediyor şekilde bulabilirsiniz. Doğum zamanı yaklaştıkça endişe veya sinirlilik hissi artabilir. Nasıl doğumun olacak, bebeğim ne kadar büyük olacak, doğum ne kadar sürecek, doğum sırasında nasıl davranılır gibi sorular hamile kadınların kafalarını kurcalayan en büyük sorunlardandır. Bunların belirsizliği bazı insanlar için kaygı nedeni olabilir. Bazı kadınlar bunları düşündükçe korkma hissine kapılabiliyorlar. Korkunun, doğumun tehlikeli ya da şiddetli ağrıya neden olma düşüncesi nedeniyle sıkıntılı bir durumdur. Bazen yaşamdan zevk almak gibi olumlu düşünceleriniz ve hayalleriniz korkularınızdan sizi kurtarabilir. Hamile annelerin doğumu % 20 oranında ilk bebekleri olmakta, ve bu da tecrübesizlik düşüncesiyle özellikle hamilelik sırasında korku hissetmeye neden olabiliyor. Kadınların% 13’ü korkuları nedeniyle doğumları gecikmeye uğramaktadır.

Doğum Korkusunun Sebepleri

Kadınlar doğumdan korkuyor olabilirler. Bunun birçok nedeni vardır; Öğrenilmiş korku: Vücuda olan güveni insanı  etkileyebilir. Hamilelik sırasında vücudun değişmesi ve nasıl çalıştıkları, süreleri, dönemleri, cinsiyet, gebelik ve doğum hakkında olumsuz fikirler öğrenilmesi, bunun yanında zor doğum hikayelerinin kolay olanlardan daha fazla anlatılması  gibi düşünce ve nedenler korkunun ana sebeplerini oluşturmaktadır. Travma ve istismar: tecavüz ve çocukluk çağı cinsel istismar faktörleri olabilir. Bu tür doğumlarda, doğum daha travmatik bir deneyim olabilir. Doğum öncesi depresyon: Korku, gebelik sırasında depresyon belirtilerinden biri olabilir.

Doğum Korkusunu Yenmek İçin Ne Yapılabilir?

Eğer endişeli hissediyorsanız: Bu konuda konuşmak: eşiniz veya arkadaşlarınızla doğum hakkında ortak duygularınızı paylaşabilirsiniz.. Pozitif düşünün: Kadın organları doğurmak içindir. Çoğu doğumlar açıktır. Pozitif hikayeleri ile kendinizi dinlendirin. Yaşadığınız başka diğer zorlukları kendinize hatırlatın. Doğum yapabileceğinize inanın. Gerçekleri öğrenin: Doğuma kadar okuyarak kendinizi kontrol edebilirsiniz. Eğer korkulu hissediyorsanız Doğumu yaptıracak doktorunuzu tanıyın. Güvendiğiniz bir Doktor ve ebe desteği fark yaratabilir. Duygularınızı ve merak ettiklerinizi aynı doktorunuza sorun ve onlarla konuşun. Tedaviden memnun değilseniz de ikinci bir görüş alın. Sezaryen doğum düşünüyorsanız; Kadınların sezaryen doğum yapamaması için herhangi bir tıbbi nedeni yoktur. Sezaryen doğum isteyebilirsiniz. Kurallar gereği bir sezaryen talep durumunda doktor ya da ebe sizinle bunun nedenlerini konuşacaktır. İsteğiniz tıbbi nedenlerden dolayı değilse, doktor ya da ebe vajinal doğum ile karşılaştırıldığında sezaryen genel riskleri ve yararları açıklamalıdır. Ayrıca doğru bilgi olduğundan emin olmak için, bu tür doğum uzmanı veya anestezi olarak sağlık ekibinin diğer üyeleri ile konuşmak mümkün olmalıdır.

Diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

0

Uncategorized

Son yıllardaki en popüler doğum konularından biri de suda doğum konusu. Her konuda olduğu gibi suda doğum konusunda da hem faydalı hem de zararlı diyen uzmanlar mevcut.

İlk uygulamaları 1800’lü yıllara dayanan suda doğumun ilk örnekleri Fransa’da görülmüştür. Bir anne adayının doğum öncesi sıcak su dolu küvete girmesiyle ağrılarının azaldığını farketmesiyle ilk uygulamal başlamıştır.

Suda doğumun en büyük faydası, sıcak suyun annenin kan dolaşımını hızlandırıp, kasılmalarını düzene sokmasıdır. Bebek, anne karnında da sıvı dolu ortamda olduğu için bebek için zararı yoktur. Bebeğin doğum sırasında izleyeceği yolun su dolu olması, ortamın nemlenmesi neticesinde annede doğum yırtıkları oluşma olasılığı oldukça düşer ve doğum sonrası anne vücudunda hem fiziksel iz kalmaz hem de çatlaklara bağlı acı/ağrı azalır. Ayrıca annenin su içerisindeki hareketleri daha rahat olacağından kısmen daha az stres hissedecek anne için doğum daha kolay geçer. Ortalama olarak doğum süresini 3-4 saat azalttığı yönünde çalışmalar vardır.

Uygulama kolaylığı yanında suda doğumun uygulanmaması gereken durumlar da mevcuttur. Örneğin:

  • Erken doğumlarda
  • Kilosu 4 kg’nin üzerinde olan bebeklerde
  • İkiz-üçüz gibi çoğul gebeliklerde
  • Bebeğin ters gelmesi durumunda
  • Annenin doğum yolunun enfeksiyonlu olduğu durumlarda

Suda doğumun riskleri, normal doğumdaki risklerle aynı olmakla beraber mutlaka uzman kişilerce yapılmalıdır. Bebeğin uygun şekilde su dışına çıkartılması, göbek kordonunun doğru zamanda doğru şekilde kesilmesi, kanama durumlardındaki doğru müdahalelerin yapılması önemli konulardır.

 

0

Uncategorized

Neden gebelikte glukoz yükleme testine ihtiyaç duyarım?

Gebelik diyabetinin tespiti için birçok doktor, gebeliğin 24 ila 28. Haftaları arasında glukoz yükleme testini (GCT) önermektedir. Her ne kadar 24 ila 28. Haftalar arasında bu test yapılmakta ise de 24. Haftadan önce idrarda glukoz bulunması durumunda, yüksek risk nedeniyle testin daha önce yapılması istenebilir.

Gebelik diyabeti, yüksek kan şekeri ile karakterize olan ve her 100 gebeliğin 2-5’inde görülen, gebelik sırasında en çok görülen problemler arasında yer alır. Herhangi bir semptoma yol açmaması nedeniyle belirlemenin tek yolu da bu testtir.

Birçok tarama testinde olduğu gibi bu test, gebelik diyabetinin teşhisinde tek başına yeterli değildir, ek testler gerekir. Yani test sonucunda kan şekerinin normalden yüksek çıkması direkt olarak diyabet olduğunuz anlamına gelmez. Testi pozitif çıkan her 3 kadından 1’ine diyabet teşhisi konulmaktadır. Kan şekeri normalden yüksek çıkan hamilelere daha uzun süreli ölçümler yapılan Glukoz Tolerans Testi (GTT) yapılmaktadır.

Diyabet teşhisi gebelikten önceki dönemde konulmuş hamileler için bu testin yapılması gereksizdir.

Şeker yükleme testi nasıl yapılır?

50-75 gramlık glukoz, suda karıştırılıp hamileye içirilir. Hazırlanan karışım oldukça tatlı olduğundan zaman zaman içilmesinde zorluk yaşanabilir. Bu işlemden 1 saat sonra kandan şeker ölçümü yapılır.

 

Test beni kötü hissettirir mi?

En çok rastlanılan durum mide bulantısıdır. Testten birkaç saat öncesine birşeylerin yenmesi bu durumu engelleyebilir. Glukoz içildikten sonra kusma durumu oluşursa test, birkaç gün sonrasında tekrarlanır.

 

Anormal glukoz seviyesi nedir?

Doktorlar farklı standartları izleyebilirler. Birçok doktor için 130-200 mg/dl’lik sonuç, gebenin glukoz tolerans testine alınması için gerekli bir aralıktır. 200 mg/dl ve üzeri sonuçlar ise glukoz tolerans testini gerektirmeksizin gebenin diyabet olduğu fikrini verir.

 

Gebelik diyabeti teşhisi konulursa ne olacak?

Bu teşhisi alan gebelerin çoğunda doğumdan hemen sonra, bir kısmında ise doğumdan 6 ila 8 ay sonra diyabet durumu ortadan kalkmaktadır. Doktorunuzla beraber bu durumun bu süreçte izlenmesi faydalı olacaktır.

 

Gebelik diyabeti için risk grubu nedir?

Aşağıdaki durumlar, gebelik diyabeti için daha yüksek riskli durumlardır:

  • 25 yaş veya daha üstü gebelikler
  • Yakın akrabalarında diyabet hastası olanlar
  • Vücut kütle oranı 30 ve üzeri olanlar (Buradan hesaplama aracına ulaşabilirsiniz)
  • Polikistik overyum sendromu olanlar
  • Glukoz intoleransı olanlar
  • Daha önceki gebeliklerinde gebelik diyabeti teşhisi konmuş olanlar

 

Bu maddelerden bir veya birkaçı sahip olunması gebelik diyabetinin kesin olarak yaşanacağı anlamına gelmemektedir.

 

Kaynak

0

Uncategorized

Hamilelikte Diş Sağlığı

Şişmiş, diş eti kanaması, hassas dişler, hamilelikte tam bir ağız sağlığı bakımı önemlidir. Çünkü dişlerinize neden olan sorunlar hamileliğinizin sağlık bir şekilde geçip geçmeyeceğine neden olabilir.

Gebelikte Ağız ve Diş Bakımı

Ağız ve diş sağlığı bakımı Hamilelik döneminde çok önemlidir. Gebelikte kullanılan progesteron ve vücuttaki östrojen diş etlerinin yumuşamasına neden olabilir.Bu da hamile kadınların diş ve diş eti hastalıklarına karşı daha duyarlı olmaya davet etmektedir. Diş etlerinin yumuşaması dişlerde kanamaya neden olabilmektedir. Gebelik sırasında kan akışı artar. Artan kan akışını % 30-50 civarındadır ve bu, pembe yanak oluşumuna neden olur ve aynı zamanda diş eti sorunlara neden olabilir.

Diş bakımı İçin İpuçları

Fırçalama: Hamilelik sırasında kullanılan fırça her zamankinden daha önemlidir ve etkili diş ipi kullanımı oldukça yararlıdır. Günde en az iki kere düzenli olarak ve iyice, yemek yedikten ve ya şekerli atıştırmalıklardan  sonra fırçalayın.

İyi bir diş fırçası nasıl olur? Elektrikli / pil florürlü diş macunu ile fırça kullanma kapsamlı bir temizlik sağlayacaktır. Eğer bütçeniz manuel fırça ile sınırlı ise, yumuşak bir fırça tercih edilmelidir. Günde bir defa ise diş ipi kullanımı da önemlidir. Mini fırça ve macun: Gebelik halindeyken şekerli yiyecek isteği doğabilir. Bunun için çantanızda hazır olarak macun ve mini bir fırça bulundurmanızda yarar var. Çok şekerli yeme ihtiyacı hissettiğinizde ve besin açısından zengin meyve ve sebze tüketmeniz gebeliğiniz için sağlıklı, dengeli beslenme açısından etkili olacaktır. Hamilelik sırasında süt içme, alınması gereken kalsiyum için harika bir yoldur, ama ne yazık ki sonuç olarak tamamen sağlıklı dişlere sahip olacak bebeğinizin gösteren hiçbir kanıt yoktur. Dolgular ve Gebelikte Diş Tedavisi Bir süre diş hekimini ziyaret etmediyseniz, şimdi tam zamanı! Onlar sadece dişlerinizin durumunu değerlendirmeyecek,  aynı zamanda kapsamlı bir temizlik için ve gebelik boyunca uygulayabileceğiniz bazı yararlı ağız sağlığı ipuçları elde edebilmeniz açısından yararlı olacaktır. Hamilelikte, bir ve ya iki dolgu gerekiyorsa, diş hekiminiz en iyi tedavi yolu üzerinde karar verecektir. Civa dolguları hamile kadınlar için sağlık riski gösteren hiçbir kanıt olmamasına rağmen, genellikle (mümkünse) doğum sonrasına kadar kaçınılmasında fayda var.

0

PREVIOUS POSTSPage 1 of 6NO NEW POSTS