Your address will show here +12 34 56 78
blog
Gebelikte Beslenme

Öncelikle anne adayının gebelik başlangıcında edineceği beslenme alışkanlıklarının bebeğin hayatı boyunca sürdüreceği besleneme alışkanlıklarına da yön vereceği unutulmamalıdır.

Özellikle gebeliğin ilk 3 ayı beslenme açısından oldukça önemlidir. Yeterli beslenme sağlanamazsa gebeliğin düşükle dahi sonlanabileceği bilinmelidir.

özellikle sabah uyandıktan sonra mideyi rahatlatmak ve midede oluşan öz suyu emmek için galeta, ekmek, kıtır ekmek, leblebi gibi gıdalar tüketilebilir. Mide bulantısı dönemlerinde sindirimi daha uzun süren çiğ meyve ve sebze tüketimi azaltılmalı, bu ürünler diğer öğünlere kaydırılmalıdır.

Gıda tüketimi yanı sıra sıvı tüketimi oldukça önemlidir. Günde 5-6 bardak su içilmesi önemlidir ve suyu ana öğünlerde yemekle beraber değil, ara öğün zamanlarında almak daha iyi olacaktır. Gebelik döneminde mide asitliği dengesizleştiği için asitli sıvıların tüketilmemesi daha iyi bir seçenek olacaktır. Çay ve kahve tüketimi vücut için gerekli bazı maddelerin emilimini azalttığı için tüketimi en aza indirilmeli, özellikle yemeklerden 1 saat öncesi ve sonrasında ise içilmemelidir.

Sıvı tüketiminde gebeliğin ilk aylarında bitkisel çayların tüketilmemesi gerekmektedir. Bitkisel ürünler rahim hareketleri ve hormonal değişimler yaparak düşüğe neden olabilir.

Gebelik öncesi normal bir beslenme düzenine sahip anne adayının, gebelik başlangıcında ek gıda alımına ihtiyacı olmayabilir. Gebelik öncesi devam ettirilebilir, burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat ve protein dengesinin korunması, yemeklerde vücut ihtiyacının tam olarak alınmasıdır. Her gebelik farklı seyredeceği için diyetin bir uzman hekim ya da diyetisyen kontrolünde yapılması en doğrusudur.
Gıda alımı kadar gebelik döneminde Folik Asit alımı da oldukça önemlidir. Hatta folik asit takviyesi gebelik planlaması ile başlayabilir. Anne adayının kan hacminin artması ve bebeğin sinir sistemi oluşumunda önemli rol oynayan folik asit konusunda mutlaka hekiminiz ile görüşün.
Anne adayının uzun süre aç ve susuz kalmaması önemlidir. Bu nedenle öğünlerin gün içine yayılması, düzenli sıvı alınması gebelik ve bebek gelişimi için önemlidir.
 
0

blog

Gebelikte İshal

Gebelikte endişe veren durumlardan bir tanesi de gebelikte ishal durumunun yaşanmasıdır. Gebelik süresince en sık görülen sorunlardan biri olan ishal, çoğunlukla gebelik süresince yaşanan hormonal değişimler nedeniyle olur.İshalden söz edilebilmesi için bazı durumların birlikte görülmesi gerekir. Günde 3 kez ve daha fazla dışkılama, dışkının sulu ve farklı kokuda olması, bazı zamanlarda karın ağrısının eşlik etmesi bunlardan bazılarıdır. Gebeliğin başlarında 1 gün kadar süren ishal durumları çoğunlukla zararsızdır. 

 

Gebelikte İshalin Nedenleri

En önemli neden hormonal değişimlerdir bunun yanında beslenmedeki değişiklikler, aşırı meyve/meyvesuyu ya da ishale neden olabilecek gıdaların tüketilmesi, virüs/bakteri kaynaklı ya da üşütmeye bağlı olarak gelişebilir. Gebelikte İshalin TedavisiGebelik süresince yaşanabilecek her durum gebeliği takip eden doktor ile değerlendirilmelidir.Sık yapılan dışkılama vücutta su kaybına yol açacağı için ishalin hissedildiği andan itibaren sıvı tüketimini arttırmak oldukça önemlidir.Yüksek lifli gıdalar, yağlı ürünler ve süt ishali tetikleyebileceği için, ishal durumu ortadan kalkana kadar bu gıdaların tüketilmemesi faydalı olabilir. Bu gıdaların kesilmesi ile 24 saat içerisinde ishal durumu ortadan kalkarsa daha sonrasında bu gıdaların tüketiminde dikkatli olunmalıdır.Gebelik dışında da yaşanan ishal durumlarında iyi gelen muz, haşlanmış patates, lapa pirinç, havuç gibi ürünler tüketilebilir ancak gebelikte farklı sorunlar yaşanmış / yaşanıyor ise durum gebeliği takip eden doktor ile mutlaka görüşülmelidir. 


Gebelikte İshal Bebeği Etkiler Mi?

İshalin altında yatan ve ishalin süresi oldukça önemlidir. Enfeksiyon benzeri nedenlere dayanmayan ve 24 saatten fazla sürmeyen ishal durumunda sıvı tüketimin arttırılması ile çoğunlukla bebek zarar görmeyecektir. Bu süreç mutlaka gebeliği takip eden doktor ile görüşülmelidir. Özellikle doğuma yakın aylarda uzun süren ishal, bağırsak hareketlerini arttıracağı için doğumu da tetikleyebilir.

 

0

blog

Trizomi 21 –  Down Sendromu Nedir?

Trizomi 21 – Down Sendromu Ne Anlama Gelir?

Down sendromu genetik bir hastalık olup, her bir vücut hücresinde bulunan 46 kromozomun 47 kromozoma çıkması nedeniyle olur.

 

Trizomi 21 – Down Sendromunun Nedeni Nedir? Down Sendromu Neden Olur?

Down sendromu,  21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom (her bir vücut hücresinde 21. kromozomdan 3 adet) bulunması nedeniyle ortaya çıkar. Down sendromu kromozomal bir hastalık olup hücre bölünmesinde oluşan bir hatadan kaynaklanır. Fazladan bir kromozom kopyasına sahip olan tıbbi terim ‘trizomi’ dir. Down sendromu aynı zamanda Trizomi 21 olarak da adlandırılır. Down sendromlu bir bebeğe sahip olma riskini artıran en önemli faktörlerden biri annenin yaşıdır. Otuz beş yaş ve üzerinde gebe kalan kadınların, daha genç yaşta gebe kalan kadınlara göre Down sendromlu çocuk sahibi olma olasılığı daha yüksektir.

 

Trizomi 21 – Down Sendromu Görülme Sıklığı Nedir?

Down sendromu görülme sıklığı ortalama olarak her 600-800 canlı doğumda 1’dir. Ancak bu oran anne yaşına bağlı olarak değişmektedir. Örneğin 35 yaşındaki bir anne için 350’de 1; 40 yaşındaki bir anne için ise 100’de 1’dir.

 

Trizomi 21 – Down Sendromunda Hangi Sorunlarla Karşılaşılabilir?

  • • Bilişsel yetersizlik
  • • Tipik yüz görünümü
  • • Küçük vücut yapısı
  • • Bebeklik döneminde kas zayıflığı
  • • Onikiparmak bağırsağında darlık ve gastrointestinal sistem bozuklukları
  • • Kalp hastalıkları
  • • Görme bozuklukları ve şaşılık
  • • Kansere yatkınlık
  • • Erken başlangıçlı unutkanlık


Trizomi 21 – Down Sendromu Teşhisi Nasıl Konulur?

Kesin tanı kromozom (karyotip) analizi ile konulur. Eğer doğum öncesi tanı konulmak isteniyorsa gebelik haftasına göre koryonik villüs biyopsisi; amniyosentez ya da kordosentez denilen tanı yöntemlerinden biri seçilir.

 

Her gebelikte bu testlerin yaptırılması gerekli değildir ve bu işlemlere bağlı gebelik kaybı ihtimali mevcuttur.

 

Amniyosentez – Kordosentez – Koryon Villüs Biyopsi dışında ne yapılabilir?

Gelişen teknoloji ile beraber düşük riski korkusu olmadan yaptırabileceğiniz testler günümüzde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Non-Invaziv Prenatal Tarama (NIPT) testleri olarak adlandırılan bu testler 1 tüp anne kanı ile çalışılır, yaklaşık 10 iş günü içerisinde sonuç verir. Unutulmamalıdır ki NIPT olarak adlandırılan bu testler tanı testi değildir ve olası bir yüksek risk halinde tanı testlerinden biriyle (Amniyosentez – Kordosentez – Koryonik Villüs Biyopsi) doğrulanması gerekir.

NIPT testi ile ilgili bilgi almak isterseniz burayı tıklayabilirsiniz.

0